15

١٥

قُلْ اَؤُنَبِّءُكُمْ بِخَيْرٍ مِنْ ذلِكُمْ لِلَّذينَ اتَّقَوْا عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدينَ فيهَا وَاَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِنَ اللّهِ وَاللّهُ بَصيرٌ بِالْعِبَادِ

(15) kul e ünebbiüküm bi hayrim min zaliküm lillezinettekav inde rabbihim cennatün tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve ezvacüm mütahheratüv ve ridvanüm minellah vallahü basiyrum bil ibad

de ki size haber vereyim mi? bundan daha hayırlısını muttakiler için Rableri katında altlarından nehirler akan cennetler (vardır) orada ebedi olarak kalacaklardır (orada) temiz pak zevcelerle Allah’tan bir rıza vardır Allah kullarını hakkı ile görücüdür

(15) Say: Shall I give you glad tidings of things far better than those? For the righteous are Gardens in nearness to their Lord, with rivers flowing beneath therein is their eternal home with Companions pure (and holy) and the good pleasure of Allah. For in Allah’s sight are (all) His servants-

1. kul : de, söyle
2. e unebbiu-kum : size haber vereyim mi
3. bi hayrın : hayırlısı
4. min zâlikum : bundan
5. li ellezîne : için, o kimseler (onlar için)
6. ittekav : takva sahibi oldu
7. inde rabbi-him : Rab’lerinin katında
8. cennâtun : cennetler
9. tecrî : akar
10. min tahtı-hâ : onun altından
11. el enhâru : nehirler
12. hâlidîne fî-hâ : orada, içinde devamlı kalacak olanlar
13. ve ezvâcun : ve eşler
14. mutahharatun : temiz, tertemiz
15. ve rıdvânun : ve rıza, razı olma
16. min allâhi : Allah’tan
17. ve allâhu : ve Allah
18. basîrun : en iyi gören
19. bi el ıbâdi : kullarını


SEBEB-İ NÜZUL

“Kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara, ekinlere olan sevgi insanlar için bezenip süslenmiştir…” (Ali İmrân, 3/14) âyet-i kerimesi nazil olunca Hz. Ömer: “Ey Rabbım, şimdi, bunları bize neden!?” dedi de “De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?…” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Advertisements