58

٥٨

وَرَبُّكَ الْغَفُورُ ذُوالرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُمْ بِمَا كَسَبُوا لَعَجَّلَ لَهُمُ الْعَذَابَ بَلْ لَهُمْ مَوْعِدٌ لَنْ يَجِدُوا مِنْ دُونِه مَوْءِلًا

(58) ve rabbükel ğafuru zür rahmeh lev yüahizühüm bi ma kesebu le accele lehümül azab bel lehüm mev’idül ley yecidu min dunihi mev’ila

Rabbin bağışlayan rahmet sahibidir eğer onları yaptıklarından muaheze edecek olsaydı onlara azabı çok çabuk verirdi hayır onlar için vaad edilen zaman (vardır) bulamazlar ondan başka sığınma yeride

(58) But your Lord is most forgiving, full of mercy. If he were to call them (at once) to account for what they have earned, then surely he would have hastened their punishment: but they have their appointed time, beyond which they will fined no refuge.

1. ve rabbu-ke : ve senin Rabbin
2. el gafûru : gafur, bağışlayıcı, mağfiret eden
3. zu : sahip
4. er rahmeti : rahmet
5. lev : eğer
6. yuâhızu-hum : onları muaheze eder, sorgular
7. bi : ile
8. mâ kesebû : kazandıkları şeyler
9. le accele : mutlaka acele eder
10. lehum : onlar için, onlara
11. el azâbe : azap
12. bel : bilâkis, aksine, hayır
13. lehum : onlar için, onlara (vardır)
14. mev’ıdun : vaadedilen zaman
15. len yecidû : asla bulamazlar
16. min dûni-hi : ondan başka
17. mev’ilen : sığınılacak yer, sığınacak yer