39

٣٩

وَالَّذينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِايَاتِنَا اُولءِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فيهَا خَالِدُونَ

(39) Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina ülaike ashabün nar hüm fiha halidun
inkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalanlayanlar işte onlar ateş ehlidirler onlar orada ebedi olarak kalacaklar

(39) “But those who reject Faith and belie Our Signs, They shall be Companions of the Fire They shall abide therein.”

1. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
2. keferû : inkâr ettiler, kâfir oldular
3. ve kezzebû : ve yalanladılar
4. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
5. ulâike : işte onlar
6. ashâbu : sahipleri, halkı, ehli
7. en nârı : ateş
8. hum fî-hâ : onlar orada
9. hâlidûne : ebedî, sonsuz, devamlı kalacak olanlar

وَالَّذِينَ كَفَرُواküfürlerinde bilinçli olarak ısrar edip وَكَذَّبُواyalanlayanlar var ya بِآيَاتِنَاayetlerimiziأُوْلَئِكَişte onlarأَصْحَابُhalkıdırlarالنَّارِateşهُمْonlarفِيهَاoradaخَالِدُونَsürekli kalıcıdırlar


AÇIKLAMA

Ya Muhammedi Sen kavmine şunu da anlat: Yüce Allah Âdem’e ve onun eşine cennette yerleşmelerini, oradaki nimetlerden istedikleri gibi yararlanma­larını, herhangi bir zorluk ve sıkıntı çekmeksizin afiyetle ya da sınırsız bol bir şekilde yemelerini emretmiş, bununla birlikte belli bir ağaçtan yemelerini de yasaklamıştır. Çünkü o ağaçtan yemek kendilerine zulmetmeleri demektir. Şu kadar var ki onların düşmanı olan şeytan oradan ayaklarını kaydırdı, içinde bulundukları uçsuz bucaksız nimetlerden çıkmalarına sebep oldu. Bunu ise o ağaçtan yemek hususunda onları aldatarak gerçekleştirdi. Ya da onları uzak­laştırıp cennetten çıkardı. Bunu şu sözleriyle gerçekleştirdi: “Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması melekler olmayasınız yahut (burada) ebediyen kalmayanız diyedir. Bir de onlara: Şüphesiz ki ben size öğüt verenlerdenim, diye yemin etti.” (A’râf, 7/20-21). Bu şekilde şeytanın vesveselerinin etkisi altında kaldılar, cennetten yeryüzüne çıkartıldılar, dünyanın sıkıntıları ile karşı karşıya kaldı­lar. Böylece insan ile şeytan arasında düşmanlık başgösterdi. İblis, Hz. Âdem’in ve eşi Hz. Havva’nın ve ikisinin soyundan gelenlerin düşmanı, insanlar da onun düşmandır. O bakımdan onun aldatmasından sakınınız: “Muhakkak şeytan si­zin düşmanınızdır. Siz de onu düşman edinin. O kendi arkadaşlarını ancak, cehennemin topluluklarından  olsunlar diye çağırır.” (Fâtır, 35/6).

Daha sonra Yüce Allah Hz. Âdem’e birtakım kelimeler ilham etti. O ve eşi bu kelimeler gereğince amel ederek ve samimi bir şekilde tevbe ettiler. Sözü ge­çen bu kelimeler Yüce Allah’ın şu buyruğunda şöylece ifade edilmektedir: “Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer bize mağfiret ve merhamet etmez­sen herhalde zarara uğrayanlardan oluruz.” (A’râf, 7/23). Yüce Allah tevbelerini kabul buyurdu. Çünkü O tevbeyi çokça kabul eden, kullara rahmeti geniş olandır. Bunun sonucunda insanlar yeryüzünde iki gruba ayrıldı: Birisi Allah’a iman eden, O’na itaat üzere amel edenler ki, ahirette Allah’ın cennetlerinde ola­caklardır. Diğer bir grup ise Allah’ın kitaplarında indirdiklerini yalanlayan, peygamberlerin risaletlerini inkâr edenlerdir. Onlar da cehennem ateşinde ebediyyen kalacaklardır.

Adem (s.a.) Kıssası:

Kur”ân-ı Kerîm’de Adem (s.a.) adı toplam 25 defa geçmektedir. Bagarah Sû­resi 31-37. ayetlerde, Âl-i İmran sûresi 33-59. ayetlerde, Mâide Sûresi 27. ayet­te, A’râf Sûresi 11, 172. ayette, İsrâ Sûresi 61-70. ayette, Kehf Sûresi 50. ayet­te, Meryem Sûresi 58. ayette, Tâ-Hâ Sûresi 115-121. ayetlerde, Yasin Sûresi 60. ayette Hz. Âdem’den söz edilmektedir. Bagarah, A’râf, İsrâ ve Kehf sûrele­rinde olduğu gibi kimi zaman Hz. Adem’den isim ve nitelikleriyle söz edilmesi, Hicr ve Sâd sûrelerinde olduğu gibi de kimi zaman yalnızca niteliklerinden söz edilerek kıssanın anlatımının çeşitli türler alması, Kur’ân-ı Kerîm’in i’câzma delil olan hususlar arasında yer alır.

Kıssada altı konu ele alınmaktadır.

1- Hz. Âdem’in çamurdan yaratılışı: Kur’ân-ı Kerîm Âdem (a.s.)’in yaratılı­şının aslının çamurdan, değişmiş çamurdan olduğunu ifade etmektedir. Niha­yet bu pişmiş çamur gibi ses veren bir hale gelince, Allah onun içine kendi nezdinden ruh üflemiştir. Bunun üzerine o, hareket eden maddi, aklî, manevî ve ahlâkî birtakım güçlere sahip bir insan oluvermiştir. Adem ve Havva Kur’ân-ı Kerîm’in haber verdiği şekilde insan türünün esasını teşkil eder. İlim adamları günümüzde artık maymunu insanın aslı ve atası kabul eden Darwin nazariye­sinin çürüklüğünü ortaya koymuştur.

2- Adem’e secde ediliş: Yüce Allah İblis’e ve meleklere Âdem’e ibadet için değil de şanını yüceltmek kastıyla secde etmeleri emrini vermiş, bütün melek­ler secde ettiği halde cinlerden olan İblis secde etmemiştir. İblis böylelikle Rabbinin emri dışına çıkmış, büyüklük taslamış ve dayatmıştır.

3- İblis’in emre muhalefet ediş sebebi ve cezası: İblis kendisinin Hz. Âdem’den daha üstün olduğunu ileri sürmüş; “Beni ateşten onu ise çamurdan yarattın” demiştir. Ateş ise yükselmek ve yukarı doğru çıkmak gibi özelliklere sahip olduğundan dolayı, aşağı doğru çökme ve hareketsizlik unsuru olan ça­murdan daha üstündür. Yüce Allah büyüklük tasladığı için ve Allah’a haksızlı­ğı nispet ettiğinden dolayı onu kovmuştur. Şu kadar var ki İblis kıyamet günü­ne kadar kendisine mühlet verilmesini istemiş, Allah da ona mühlet vermiştir. Ayrıca Hz. Âdem’e soyundan gelecek olanları azdırmak tehdidinde bulunmuş, Yüce Allah da ona Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları  üzerinde onun herhangi bir etkisinin olamayacağını belirtmiş ve hem onu hem de ona uyanları cehennem azabı ile tehdit etmiştir.

4- Hz. Âdem’in yeryüzünde halife kılınması: Yüce Allah meleklerine Hz. Âdem’i yeryüzünde kendisinin halifesi kılacağını haber vermiştir. Bu halifenin yeryüzünde bulunan şeylerde tasarruf etme yetkisi olacaktır. Melekler de Yüce Allah’a kendileri itaat ehli oldukları, masiyetlerden uzak kaldıkları halde, yer­yüzünde fesat çıkartacak, kanlar dökecek kimseleri bilgi edinmek ve hikmetini öğrenmek üzere nasıl yaratacağını sordular. Cenab-ı Hak da onlara yarattığı bu varlıkta mevcut olan kendilerinin bilmediği sırları bildiğini ve kendilerinin bilmedikleri ilmi ona bir özellik olarak bahşettiğini belirterek cevab verdi.

5- Hz. Adem’e duyularla hissedilir eşyanın isimlerinin öğretilmesi: Yüce Allah Hz. Âdem’e çevresinde gördüğü ekin, ağaç, meyve, kapkacak, hayvan ve cansız gibi bütün eşyanın isimlerini öğreterek onu meleklerden üstün ve müm­taz kılmıştır. Çünkü Âdem (a.s.)’in yemesinde, içmesinde bunlardan yararlan­ma ihtiyacı vardı. Herhangi bir şeye ihtiyaç duymayan meleklerden farklı bir durumdaydı. Daha sonra Yüce Allah meleklerden ad taşıyan bu varlıkların isimlerini söylemelerini istedi, ancak melekler bunu bilemediler. Hz. Âdem’in soyundan gelenlerin birtakım şeylere ihtiyaç duymaları onları çalışmaya, kâ­inatı imar etmeye, ekin, sanayi ve ticaret gibi bütün alanlarda gerekli araçla­rın gelişimi için çalışmaya iter.

6- Hz. Âdem’in ve eşinin cennette yerleşmeleri ve oradan çıkmaları: Yüce Allah Hz. Âdem’i cennete yerleştirdi, ona eş olarak Havva’yı yarattı, her ikisine muayyen olarak kendilerine belirttiği bir ağaç dışında cennetteki meyvelerden yararlanmayı mubah kıldı. İblis onlara o ağaçtan yemek için vesvese verdi, on­ları kandırdı. Onlara: Rabbinizin size bu ağacın meyvesinden yemeyi yasak kıl­masının tek sebebi, ondan yemenizin sizleri meleklerden kılacağıdır veya sizle­rin ölümsüz ebedi kimseler olacağınız içindir. Hz. Âdem işin başında ağaçtan yemeyi reddetti. Şeytanın aldatmalarına karşı direndi. Şu kadar var ki İblis vesvese vermeye devam etti: “Şüphesiz ki ben size öğüt verenlerdenim.” diye onlara yemin etti. Nihayet Hz. Âdem kendisine secde etmeyi kabul etmeyen düşmanının o olduğunu unuttu. Havva ile birlikte o ağaçtan yediler. “Hemen ayıp yerleri görülüverdi ve cennetin yapraklarıyla üstlerini örtünmeye başladı­lar.” (Tâ-Hâ, 20/121). Böylelikle avret yerlerini örtmeye çalışıyorlardı. Allah Hz. Âdem’e emrine aykırı hareket ettiği ve ağaçtan yediği için sitemde bulun­du. Hz. Adem de pişman oldu. Allah’tan mağfiret dileyip tevbe etti, Allah da tevbesini kabul etti. Bununla birlikte ona ve Havva’ya cennetten çıkıp yeryü­zünde yerleşme emrini verdi.

Hz. Âdem Kıssasından Öğüt ve Hikmetler:

1- Yüce Allah’ın tek başına bildiği birtakım sırlar, hikmetler ve bilgiler vardır. Melekler de dahil olmak üzere mahlukatından hiç bir kimse bunları bi­lemez. Çünkü melekler Hz. Âdem’in halifelik makamına getiriliş hikmetini bilmediklerinden dolayı bu seçimin sebebi ile ilgili soru sormuşlardı.

2- Şanı Yüce Allah inayetiyle bir şeye yöneldiği takdirde o şeyi oldukça üs­tün ve büyük kılar. Nitekim onun inayeti toprağa yöneldi de ondan eksiksiz tam bir insan yarattı, bu insana meleklerin idrak etmekten âciz olduğu bir se­viyede bilgi, marifet ve buna benzer şeyleri cömertçe ihsan etti.

3- Allah tarafından üstün ve şerefli kılınmış olmakla birlikte insan zayıf­tır. Unutmaya meyillidir. Nitekim Hz. Âdem de Allah’ın emir ve yasaklarını unutmuş, düşmanı olan şeytana itaat etmiş, Allah’ın yemeyi yasakladığı ağaç­tan yemişti.

4- Tevbe edip Yüce Allah’a dönmek, Allah’ın uçsuz bucaksız rahmetine na­il olmanın yoludur. Rabbine karşı gelen Âdem tevbe etti, Allah da onun tevbesini kabul etti. Buna göre isyan eden bir kimseye düşen, bir an önce tevbeye koşmak, Allah’ın rahmet, rıza ve mağfiretinden ümid kesmeksizin ondan mağ­firet dilemeye yönelmektir.

5- Kibir, inat, fesat çıkartmak üzere ısrar, İlâhî gazabı hak etmenin, lanete uğramanın, gazaba uğrayıp Allah’ın rahmetinden kovulmanın sebepleri arasın­da yer alır. Secde etmeyi kabul etmeyen, bu inkarcı konumunu sürdürmekte ıs­rar edip Allah’a karşı inad eden şeytan, insanı aldatıp ve onu Allah’ın itaatin­den çevirmesi suretiyle Allah’ın egemenliğine karşı meydan okudu; bunun üze­rine de Allah ona gazab etti ve ebediyyen cennetten kovdu.

Advertisements