80

٨٠

تَرى كَثيرًا مِنْهُمْ يَتَوَلَّوْنَ الَّذينَ كَفَرُوا لَبِءْسَ مَا قَدَّمَتْ لَهُمْ اَنْفُسُهُمْ اَنْ سَخِطَ اللّهُ عَلَيْهِمْ وَفِى الْعَذَابِ هُمْ خَالِدُونَ

(80) tera kesiram minhüm yetevellevnellezine keferu le bi’se ma kaddemet lehüm enfüsühüm en sehitallahü aleyhim ve fil azabi hüm halidun

onlardan çoğunu görürsün kafirlere dostluk ederler takdim ettiği şey ne kötüdür nefislere kendileri için Allah onlara gazap eder o azabın içinde onlar ebedi kalıcılardır

(80) Thou seest many of them turning in friendship to the Unbelievers. Evil indeed are (the works) which their souls have sent forward before them (with the result), that Allah’s wrath is on them, and in torment will they abide.

1. terâ : görürsün
2. kesîran min-hum : onlardan bir çoğunu
3. yetevellevne : dönerler, dostluk ederler
4. ellezîne keferû : kâfir olanlar
5. lebi’se mâ : ne kötü şey
6. kaddemet lehum : onlar için, kendileri için taktim etti
7. enfusu-hum : nefislerinin
8. en sehıte allâhu : Allâh’ın (cc.) öfkelenmesi, gazab etmesi, kızması
9. aleyhim : onlara
10. ve fî el azâbi : ve azap içinde
11. hum : onlar
12. hâlidûne : devamlı kalacak olanlar

تَرَى görürsünكَثِيرًا pek çoğununمِنْهُمْ onlarınيَتَوَلَّوْنَ veli edindikleriniالَّذِينَ كَفَرُوا küfürlerinde bilinçli olarak ısrar eden kimseleriلَبِئْسَ andolsun ki ne kötüdürمَا قَدَّمَتْ sunduğu şeyلَهُمْ kendileri içinأَنفُسُهُمْ nefislerininأَنْ سَخِطَ gazab etmiştirاللَّهُ Allahعَلَيْهِمْ onlaraوَفِي الْعَذَابِ ve azaptaهُمْ onlarخَالِدُونَ sürekli kalıcıdırlar

Advertisements