74

٧٤

وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذى صَدَقَنَا وَعْدَهُ وَاَوْرَثَنَا الْاَرْضَ نَتَبَوَّاُ مِنَ الْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَاءُ فَنِعْمَ اَجْرُ الْعَامِلينَ

(74) ve kalül hamdü lillahil lezi sadekana va’dehu ve evrasenel erda netebevveü minel cenneti haysu neşau fe ni’me ecrul amilin
(Onlar) derler ki hamd Allah’a mahsustur bize vaadinde doğru çıkan o’dur bizi bu yere mirasçı yaptı cennette istediğimiz yere yerleşiriz amel işleyenlerin ecri ne güzeldir

(74) They will say: Praise be to Allah, Who has truly fulfilled His promise to us, and has given us (this) land in heritage: we can dwell in the Garden as reward for those who work (righteousness),

1. ve kâlû : ve dediler
2. el hamdu : hamd
3. lillâhi (li allâhi) : Allah için
4. ellezî : o ki
5. sadaka-nâ : bize sadık oldu, bizim için yerine getirdi
6. va’de-hu : onun vaadi, onun sözü
7. ve evrese-nâ : ve bizi varis kıldı
8. el arda : arz, yer
9. netebevveu : kalırız
10. min : den
11. el cenneti : cennet
12. haysu : yer, yerden
13. neşâu : dileriz, diliyoruz
14. fe : böylece, artık
15. ni’me : ne güzel
16. ecru : ecir, ücret, mükâfat, karşılık
17. el âmilîne : amel edenler, amel yapanlar

Advertisements