52

٥٢

وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا شُرَكَاِىَ الَّذينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجيبُوا لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمْ مَوْبِقًا

(52) ve yevme yekulü nadu şürakaiyellezine zeamtüm fe deavhüm fe lem yestecibu lehüm ve cealna beynehüm mevbika

kıyamet günü buyurun nida edin ortak saydığınız putlarınıza hemen çağıracaklar fakat onlar cevap veremeyecekler biz onların aralarına helak vadisi koyacağız

(52) One day he will say, call on those whom ye thought to be my partners, and they will call on them, but they will not listen to them and we shall make for them a place of common perdition.

1. ve yevme : ve o gün (kıyâmet günü)
2. yekûlu : söyler
3. nâdû : nida edin, çağırın
4. şurekâiyellezîne : ortak koştuğunuz o şeyler
5. zeamtum : zanda bulundunuz
6. fe : o zaman, böylece
7. deav-hum : onları davet ettiler
8. fe : o zaman, fakat
9. lem yestecibû : icabet etmezler, etmediler
10. lehum : onlara
11. ve cealnâ : ve biz kıldık,
12. beyne-hum : onların aralarını
13. mevbikan
(evbeka)
: helâk olma yeri, helâk edici (engel)
: (helâk etti)