98

    RevelationCuzPageSurah
    92 593Nisa(4)

٩٨

اِلَّاالْمُسْتَضْعَفينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ لَايَسْتَطيعُونَ حيلَةً وَلَايَهْتَدُونَ سَبيلًا

(98) illel müstad’afine miner ricali ven nisai vel vildani la yestetiy’une hiyletev ve la yehtedune sebila

ancak çaresiz olanlar hariç erkek kadın ve çocuklardan zayıf ve gücüne sahip olmayanlar hicret etmek için yola çıkma(ya)

(98) Except those who are (really) weak and oppressed men, women, and children who have no means in their power nor (a guide post) to direct their way.

1. illâ : ancak, hariç
2. el mustad’afîne : aciz, çaresiz, zayıf olanlar
3. min er ricâli : erkeklerden
4. ve en nisâi : ve kadınlar
5. ve el vildâni : ve çocuklar
6. lâ yestatîûne : gücleri yetmez
7. hîleten : çare
8. ve : ve
9. lâ yehtedûne : ulaşamazlar
10. sebîlen : yol

إِلَّا ancak müstesnadırالْمُسْتَضْعَفِينَ mustazaf olanlarمِنْ danالرِّجَالِ erkeklerوَالنِّسَاءِ kadınlarوَالْوِلْدَانِ ve çocuklarلَا يَسْتَطِيعُونَbulamayanحِيلَةً bir çareوَلَا يَهْتَدُونَ ve bulamayanسَبِيلًا bir yol


SEBEB-İ NÜZUL

Mucâhid der ki: Müslümanların, Bedr gazvesinden sonra imanlarını gizleyerek halâ Mekke’de kalmakta devam eden zayıf ve çaresiz müslümanlar hakkında: “Onlar da Bedr’de müşriklerle birlikte bize karşı savaşmaya çıkıp da öldürülenler mertebesindedirİer.” demeleri üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu

Advertisements