10

١٠

قَالَ قَاءِلٌ مِنْهُمْ لَا تَقْتُلُوا يُوسُفَ وَاَلْقُوهُ فى غَيَابَتِ الْجُبِّ يَلْتَقِطْهُ بَعْضُ السَّيَّارَةِ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِلينَ

(10) kale kailüm minhüm la taktülu yusüfe ve elkuhü fi ğayabetil cübbi yeltekithü ba’düs seyyarati in küntüm failin

içlerinden biri dedi ki yusuf’u öldürmeyin onu bir kuyunun dibine atın bir yolcu kafilesi bulsun alsın eğer yapacak iseniz

(10) Said one of them: Slay not Joseph, throw him down to the bottom of the well: he will be picked up by some caravan of travellers. but if ye must do something,

1. kâle : dedi
2. kâilun : bir sözcü, söyleyen
3. min-hum : onlardan
4. lâ taktulû : öldürmeyin
5. yûsufe : Yusuf’u
6. ve elkû-hu : ve onu atın, bırakın
7. fî gayâbeti el cubbi : kuyunun dibine
8. yeltekit-hu : onu bulur
9. ba’du es seyyâreti : bir kısım yolcular, bir grup yolcu, yolcu kafilesi
10. in kuntum : eğer siz, iseniz
11. fâılîne : yapanlar


AÇIKLAMA

Allah’a yemin olsun ki, Hz. Yusuf (a.s.) ile kardeşlerinin kıssasında bunu soran kimseler için pek çok ibretler ve öğütler vardır.

Bu kıssa bunu soran herkes için Allah’ın kudretine ve her şeyde hikmeti bulunduğuna delâlet etmektedir. Bu kıssa peygamber olan Hz. Yusuf (a.s)’un doğruluğuna ve Allah’ın bu kıssada ortaya koyduğu şekilde Hz. Yusuf (a.s.)’a yapılan haksızlığın akıbeti, Hz. Yusuf (a.s.)’un rüyasının doğruluğu ve rüyaları doğru tabir etmesi, nefsini dizginleyip ezmesi ve nihayet emaneti hakkıyla ye­rine getirmesi gibi gerçeklere işaret etmektedir.

Bu kıssa anlatılması gereken gayet ilginç ve gerçekten ibretli bir haberdir. Bir zaman kardeşleri şöyle demişlerdi: Allah’a yemin olsun ki Yusuf ve öz kar­deşi Bünyamin babamızın yanında bizden daha sevgilidir. Babamız sevgide bu ikisini bize tercih etmektedir. Halbuki bu ikisi küçük, biz ise on kişilik bir gru­buz. Bu su-i zan içinde yemin ettiler, “ehabbü” kelimesi ism-i tafdil için kulla­nılır ve “ef alü” veznindedir. Yani, bizden daha çok sever demektir. el-Usbe” bir ile on kişi arasında insandan oluşan grup demektir.

Şüphesiz ki babamız sevgide Yusuf u ve kardeşini bize tercih etmekle sev­gide adalet ve eşitliği bırakma hususunda doğruluktan ayrılmış olup gayet açık bir yanlışlık içindedir. Nasıl olur da babamız muhtaç olduğu her çeşit ge­çim temini ve müdafaa işlerini yerine getiren bizim gibi güçlü kuvvetli yiğitlere karşılık yeterliliği olmayan ve faydası da dokunmayan güçsüz iki kişiyi tercih edebilir? İki kişiyi nasıl cemaatten daha çok sevebilir?

Bu, gerçekte babalarının değil, onların hatası idi. Çünkü Yusuf ve kardeşi anneleri ölmüş küçük ve yetim çocuklardı. Ayrıca babaları Yusuf ta peygamber­liğin ilk alâmetlerini müşahede ediyor, onun akıl ve hikmet sahibi olduğunu görüyordu. Rüyasından anladığı hususlar da beklediği neticeyi tekit ediyordu.

Bununla birlikte evlada muamele ederken ihtiyatlı olmak, sevgi ve mu­amelede hatta öpmekte bile eşit davranmak, çocukların aralarında birbirini kıskanmalarını, birbirine buğzetmelerini tahrik edecek davranışlardan sakın­mak istenmektedir.

Nitekim Buharî, Müslim ve İbni Mace hariç Sünen sahiplerinin Nu’man b. Beşir (r.a.)’den rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmaktadırlar: “Allah’tan korkun ve çocuklarınız arasında adaletle davra­nın. “

Taberanî’nin yine Numan b. Beşir (r.a)’den rivayet ettiği hadis-i şerifte “Aranızda iyilik ve lütuf hususunda adil olmalarını istediğiniz gibi onlara yap­tığınız bağışlarda da adil olun” buyurulmaktadır.

Bundan sonra Cenab-ı Hak kardeşlerinin Yusuf un aleyhine kurdukları it­tifakı zikretti.

Yusuf un kardeşleri birbirine şöyle dediler: Ya problemi tamamen kaldır­mak için Yusuf u öldürün, veya onu tekrar babasına dönemeyeceği, şehirden uzak bilinmeyen ıssız bir yere atın. Böyle yaparsanız ondan kurtulmuş olursunuz; babanızın sevgisi de yalnız size kalır, siz babanızla başbaşa kalmış olursu­nuz. Burada maksat babalarını sevmekte kendilerine ortak olacak ve bu sevgi­yi paylaşacak kimseden kurtulmuş olmaktır. Yusuf tan sonra veya O’nu öldürdükten sonra, yahut onu ıssız bir yere attıktan sonra işlediğiniz bu cinayetten dolayı Allah’a tevbe edenlerden olursunuz. Yahut ileri süreceğiniz bir mazeret­le babanızla aranız düzelir, veyahut babanızın sevgisinin yalnız size ait olması sebebiyle dünyanız düzelir. Onlardan sonra da işleriniz düzene girer. Böylece babanız da Rabbiniz de sizden razı olur.

İçlerinden biri -kardeşlerin en büyüğü olan Yahûza, bir rivayete göre Rû-bîl- dedi ki: O’nu öldürmeye kalkışmayın. Çünkü adam öldürmek büyük bir suçtur. Ayrıca O sizin kardeşinizdir. Bence onu bir kuyunun dibine atın. Ora­dan geçen tüccar kafilelerden biri onu alsın, bu şekilde siz de ondan kurtulmuş olursunuz, onu babanızdan uzaklaştırma amacınız da böylece gerçekleşir. Eğer bu söylediğinizi yapmaya kesin karar vermişseniz yanlış yoldasınız; doğru ola­nı yapmak isterseniz isabetli görüş budur, onu öldürmeye hacet yoktur.

9. ayetin başında (içlerinden biri dedi ki) cümlesi hazfedilmiştir.

Advertisements