89

٨٩

اِلَّاالَّذينَ تَابُوا مِنْ بَعْدِ ذلِكَ وَاَصْلَحُوا فَاِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَحيمٌ

(89) illellezine tabu mim ba’di zalike ve aslehu fe innellahe ğafurur rahiym

Ancak o kimseler ki tövbe edip sonra da hallerini düzeltmişlerse muhakkak Allah Bağışlayıcı Merhamet sahibidir

(89) Except for those that repent (even) after that, and make amends for verily Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

1. illâ ellezîne : … olanlar hariç
2. tâbû : tövbe ettiler
3. min ba’di zâlike : bundan sonra
4. ve aslehû : ve ıslâh oldular, nefslerini tezkiye ettiler
5. fe inne allâhe : o taktirde muhakkak ki Allah
6. gafûrun rahîmun : Gafûr’dur, Rahîm’dir


SEBEB-İ NÜZUL

Bundan sonra tevbe ve ıslah edenler müstesna. Hiç şüphesiz Allah Gafur”dur; Rahim ‘dır.

Bu âyet-i kerimelerin nüzul sebebinde ve bunlarla kimin kastedildiğine dair rivayetler muhtelif olduğu için müfessirler de ihtilâf etmişlerdir. Şöyle ki:

Muhammed ibn Abdullah kanalıyla îbn Abbâs’tan rivayete göre Ansar’dan bir adam önce müslüman olmuşken irtidad etmiş ve müşriklere katılmıştı. An­cak sonradan pişman olmuş kavmine “Allah’ın Rasûlü’ne bir sorun, benim için tevbe var mıdır?” diye haber göndermiş. Kavmi gelip Hz. Peygamber (sa)’e onun bu durumunu haber verince Allah Tealâ “Bundan sonra tevbe ve ıslah edenler müstesna. Hiç şüphesiz Allah Gafur’dur, Rahîm’dir.” âyetine kadar olmak üzere “Kendilerine apaçık deliller gelmiş, o peygamberin şüphesiz bir hak oldu­ğuna şahitlik te etmişlerken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete eriştirir?” âyet-i kerimelerini indirmiş. Kavmi bu âyetlerin indiği­ni ona bildirmişler o da “kavmim beni yalan çıkarmadı.” diyerek gelip yeniden müslüman olmuş.

Mücâhid’den gelen rivayette irtidad edip bu âyetin inmesi üzerine tekrar İs­lâm’a dönen sahabinin adı da verilmekte; Haris ibn Suveyd et-Teymî Hz. Pey­gamber (sa)’le birlikte müslüman olmuştu. Sonra Haris kâfir olup kavmine dön­dü de Allah Tealâ onun hakkında Kur’an’dan; “Bundan sonra tevbe ve ıslah edenler müstesna. Hiç şüphesiz Allah  O Gafur’dur, Rahîm’dir.” âyetine kadar olmak üzere “Kendilerine apaçık deliller gelmiş, o peygamberin şüphesiz bir hak olduğuna şahitlik te etmişlerken imanlarının arkasından küfre sapan bir kavmi Allah nasıl hidayete eriştirir?” âyetlerini indirdi. Onun kavminden birisi bu âyetleri alıp Suveyd’e götürdü ve ona okudu. Suveyd: “Allah’a yemin olsun ki ben seni doğru sözlü olarak bildim. Allah’ın Rasûlü (sa) senden daha doğru söz­lü, Allah Tealâ üçünüzün sözü en doğru olanıdır.” dedi ve Medine-i Münevve­re’ye dönerek yeniden müslüman oldu, hem de iyi bir müslüman oldu.

Yine Mücâhid bu irtidad edip kavmine geri dönen, bu âyet-i kerimelerin nüzulü üzerine tekrar İslâm’a dönen kişinin Amr ibn Avf oğullarından biri ol­duğunu söylemektedir ki o da el-Culâs ibn Suveyd’in kardeşi olan el-Hâris ibn Suveyd ibnu’ s-Sâmit’tir. Bu görüşü nakledenler yukardaki el-Hâris ibn Suveyd et-Teymî’nin sahabi değil tabiîn olduğunu söylemişlerdir.

Haris ibn Suveyd’in irtidadına sebebin ne olduğu bu rivayetlerde görün­mezken İbn Abbâs’tan rivayetle İbn İshak ve İbnu’l-Munzir’in tahriclerine göre Haris ibn Suveyd Uhud savaşında el-Mecder ibn Ziyâd’ı ve Dubey’a oğulların­dan Kays ibn Zeyd’i öldürüp Kureyş’e katılmış ve Mekke’ye gitmiştir. Hadise­nin bundan sonrası yukardaki rivayette olduğu gibidir. Ancak Ümmü Hâni’in kölesi Ebu Salih’ten gelen bir rivayette Haris ibn Suveyd’in bu iki müslümanı Uhud’da öldürmesi irtidadından sonradır. Daha önceden irtidad edip Mekke’ye gitmiş, Kureyş’e katılmış; onlar Uhud’a gelirken müşrik ordusunda yer almış ve müslümanlarla müşrikler safında savaşmıştır. Uhud’dan tekrar Mekke’ye dön­dükten bir süre sonra elleri yanına düşmüş, yani irtidadından pişman olarak tek­rar İslâm’a dönme yollarını aramiya başlamış, kardeşi Culâs ibn Suveyd’e: “Ey kardeşim, ben yaptıklarıma pişman oldum, Allah’a tevbe edip İslâm’a dönmek istiyorum.Bunu Rasûlullâh’a bir zikrediver. Eğer benim tevbemin kabulü umu­du doğarsa bana yaz.” diye mektup göndermiştir. Buna göre irtidad suçuna bir de müslümanlarla savaşma ve onlardan bazılarını müşriklerle savaşta yani haksız yere öldürme suçu da eklenmiştir.

Yine Mücâhid’den gelen bir rivayet bu Amr ibn Avf oğullarından olup da irtidad eden kişinin daha sonra Şam’a giderek hristiyan olduğu, oradan kavmi­ne: “Benim için tevbe imkânı var mı? bana bildirin.” diye yazdığı ve bunun üze­rine bu âyet-i kerimenin inmesiyle Medine-i Münevvere’ye dönerek yeniden müslüman olduğu şeklindedir.

İkrime’den rivayete göre ise Ebu Amir er-Râhib, el-Hâris ibn Suveyd ibnu’s-Sâmit, Vahvah ibnu’l-Eslet’in de içlerinde bulunduğu on iki kişi irtidad edip Kureyş’e katılmışlar. Ancak daha sonra pişman olup Medine-i Münevve­re’de kalan ailelerine: “Bizim için tevbe var mı?” diye yazmışlar. Bunun üzerine “Bundan sonra tevbe ve ıslah edenler müstesna. Hiç şüphesiz Allah Ğafûr’dur, Rahîm’dir.” âyetleri nazil olmuş.

İbn Abbâs’tan ve Hasen’den gelen bir rivayette ise bu âyetlerin ehl-i kitab, özellikle de Kurayza ve Nadîr oğulları yahudileri ile onların dininde olanlar hakkında nâzif olduğu söylenmektedir. Buna göre Hz. Muhammed’den önceki peygamberlere, onun peygamber olarak gönderilmesinden önce iman etmiş ol­maları sebebiyle mü’minler oldukları için Hz. Peygamber’in gelmesiyle onu inkârları hak dinden dönme olarak düşünülmüştür. Ama bunlar da tevbe eder, üzerinde bulundukları yahudilik veya hristiyanlığı bırakıp İslâm’a gelecek olurlarsa elbette bu, onlardan kabul edilecektir.

Taberî bu rivayetlerin arasını bulma sadedinde aslında Hz. Peygamber zamanında ashabından irtidad eden ve sonra pişman olup tekrar İslâm’a dönenler hakkında nazil olduğu rivayetlerinin daha çok ve daha meşhur olması yanında âyetlerin irtidad edip de sonra tekrar İslâm’a dönmek isteyen herkese ve bu arada kitab ehline de şâmil olduğunu söyler.

Advertisements