97

٩٧

وَهُوَ الَّذى جَعَلَ لَكُمُ النُّجُومَ لِتَهْتَدُوا بِهَا فى ظُلُمَاتِ الْبَرِّ وَالْبَحْرِ قَدْ فَصَّلْنَا الْايَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ

(97) ve hüvellezi ceale lekümün nücume li tehtedu biha fi zulümatil berri vel bahr kad fassalnel ayati li kavmiy ya’lemun

yolunuzu bulasınız (diye) yıldızları sizin için yaratandır karanın ve denizin karanlıklarında gerçekten biz bilen bir kavme bu ayetleri açıkladık

(97) it is who maketh the stars (as beacons) for you, that ye may guide yourselves, with their help, through the dark spaces of land and sea: we detail our Signs for people who know.

1. ve huve ellezî : ve o ki
2. ceale : kıldı, yaptı, var etti
3. lekum en nucûme : sizin için yıldızlar
4. li tehdedû : hidayete ermeniz için, yol bulmanız için
5. bi-hâ : onunla
6. fî zulumâti el berri : karanın karanlıklarında
7. ve el bahr : ve deniz
8. kad : oldu
9. fassalna el âyâti : âyetleri birer birer, detayları ile açıkladık
10. li kavmin : bir kavim için, bir topluluk için
11. ya’lemûne : biliyorlar

وَهُوَ O’durالَّذِي جَعَلَ yaratanلَكُمْ sizin içinالنُّجُومَ yıldızlarıلِتَهْتَدُوا yolunuzu bulasınız diyeبِهَا onlarlaفِي ظُلُمَاتِ karanlıklarındaالْبَرِّkaranınوَالْبَحْرِ ve denizinقَدْ muhakkakفَصَّلْنَا biz genişçe açıkladıkالْآيَاتِ ayetleriلِقَوْمٍ bir topluluk içinيَعْلَمُونَ bilen

Advertisements