96

٩٦

قُلْ كَفى بِاللّهِ شَهيدًا بَيْنى وَبَيْنَكُمْ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِه خَبيرًا بَصيرًا

(96) kul kefa billahi şehidem beyni ve beyneküm innehu kane bi ibadihi habiram besiyra
de ki: Allah yeter benimle sizin aranızda şahit olarak şüphesiz O kullarının (hallerinden) haberdardır görür

(96) Say: “Enough is Allah for a witness between me and you: for He is well acquainted with His servants, and He sees (all things).”

1. kul : de
2. kefâ : yeter, kâfi oldu
3. bi allâhi : Allah
4. şehîden : şahit olarak
5. beynî : benim
6. ve beyne-kum : ve sizin aranızda
7. inne-hu : muhakkak o
8. kâne : olandır
9. bi ıbâdi-hi : kulları için
10. habîren : haberdar olan
11. basîren : gören


SEBEB-İ NÜZUL
De ki: “Allah, benimle sizin aranızda şahid olarak yeter.Muhakkak ki O, kullarına Habîr’dir, Basîr’dir.

Bu âyet-i kerimenin de, biraz önce geçen “Ben  ancak bir beşer, bir elçiyim.” âyet-i kerimesini duyan Kureyş kâfirlerinin:  “Peki o halde senin Allah’ın elçisi olduğuna kim şehadet eder?” demeleri  üzerine nazil olduğu rivayet edilmiştir.

Advertisements