50

٥٠

وَلَءِنْ اَذَقْنَاهُ رَحْمَةً مِنَّا مِنْ بَعْدِ ضَرَّاءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هذَا لى وَمَا اَظُنُّ السَّاعَةَ قَاءِمَةً وَلَءِنْ رُجِعْتُ اِلى رَبّى اِنَّ لى عِنْدَهُ لَلْحُسْنى فَلَنُنَبِّءَنَّ الَّذينَ كَفَرُوا بِمَا عَمِلُوا وَلَنُذيقَنَّهُمْ مِنْ عَذَابٍ غَليظٍ

(50) ve lein ezaknahü rahmetem minna mim ba’di darrae messethü le yekulenne haza li ve ma ezunnüs saate kaimetev ve heir ruci’tü ila rabbi inne li indehu lel husna fe le nünebbiennel lezine keferu bima amilu ve le nüzikannehüm min azibin ğaliyz
Yemin olsun, eğer ona bir rahmet tattırsak ona dokunan bir zarardan sonra “muhakkak bu benim (hakkımdır)” ve kıyametin kopacağını zannetmiyorum eğer Rabbime dönecek olursam o’nun yanında benim için muhakkak daha güzeli vardır fakat mutlaka haber vereceğiz biz küfredenlerin yaptıklarını onlara mutlaka tattıracağız ağır azabı

(50) When We give him a taste of some mercy from Ourselves, after some adversity has touched him, he is sure to say, This is due to my (merit): I think not that the Hour (of Judgment) will (ever) be established but if I am brought back to my Lord, I have (much) good (stored) in His sight! then we verily inform but We will show the Unbelievers the truth of all that they did, and We shall give them the taste of a severe Penalty.

1. ve le : ve elbette, mutlaka
2. in : şâyet, eğer
3. ezaknâ-hu : ona tattırdık
4. rahmeten : bir rahmet
5. min-nâ : bizden
6. min : den
7. ba’di : sonra
8. darrâe : şiddetli darlık, zarar
9. messet-hu : ona dokundu
10. le : mutlaka, elbette
11. yekûlenne : mutlaka söyler
12. hâzâ : bu
13. : benim
14. ve mâ ezunnu : ve ben sanmıyorum
15. es sâate : o saat
16. kâimeten : kaim olan, vuku olan
17. ve le in : ve eğer, şâyet
18. ruci’tu : döndürüldüm
19. ilâ rabbî : Rabbime
20. inne : muhakkak ki, mutlaka
21. : benim
22. inde-hu : onun yanında
23. le : mutlaka, gerçekten
24. el husnâ : güzellik
25. fe : böylece, artık, o zaman
26. le : elbette, mutlaka
27. nunebbi : haber vereceğiz
28. enne : olduğunu (muhakkak)
29. ellezîne : onlar
30. keferû : inkâr ettiler
31. bimâ : şeyi
32. amilû : yaptılar
33. ve le : ve elbette, mutlaka
34. nuzîkanne-hum : onlara mutlaka tattıracağız
35. min : den
36. azâbin : azap
37. galîzin : galiz, dehşetli

Advertisements