5

٥

وَاِذَا قيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللّهِ لَوَّوْا رُؤُسَهُمْ وَرَاَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُمْ مُسْتَكْبِرُونَ

(5) ve iza kıle lehum te’alev yestagfir lekum resulullahi levvev ruusehum ve reeytehum yesuddune ve hum mustekbirune
Onlara denildiği zaman gelin mağfiret dilesin Allah’ın resulü sizin için başlarını çevirdiklerini görürsün onlar büyüklenerek vazgeçerler

(5) And when it is said to them, “Come, will pray for your forgiveness”, the Messenger of Allah they turn aside their heads, and thou wouldst see them turning away their faces in arrogance.

1. ve izâ : ve olduğu zaman
2. kîle : denildi
3. lehum : onlara
4. teâlev : geliniz
5. yestagfir : mağfiret dilesin
6. lekum : sizin için
7. resûlu allâhi : Allah’ın resûlü
8. levvev : alay ederek iki yana salladılar
9. ruûse-hum : onların başları, başlarını
10. ve raeyte-hum : ve sen onları gördün
11. yasuddûne : vazgeçiyorlar, yüz çeviriyorlar, kaçınıyorlar
12. ve hum : ve onlar
13. mustekbirûne : kibirlenenler, büyüklük taslayanlar

وَإِذَا zamanقِيلَ denildiğiلَهُمْ onlaraتَعَالَوْاgelinيَسْتَغْفِرْmağfiret dilesinلَكُمْ sizin içinرَسُولُ rasulüاللَّهِ Allah’ınلَوَّوْا yana çevirdilerرُءُوسَهُمْbaşlarınıوَرَأَيْتَهُمْsen görürsünيَصُدُّونَyüz çevirdikleriniوَهُمْ onlarınمُسْتَكْبِرُونَbüyüklük taslayarak


SEBEB-İ NÜZUL

Bu âyet-i kerime de seleften bir çoklarının söylediği gibi Abdullah ibn Übeyy hakkında inen âyetlerdendir. Onun, bu âyetin inişine sebep olan davranı­şını Muhammed ibn İshak şöyle anlatıyor:

Bize İbn Şihâb ez-Zührî’nin anlattığına göre Abdullah ibn Übeyy ibn Selûl’ün Cuma namazında Mescid-i Nebevî’de durduğu bir yeri vardı. Kendisi­nin ve kavminin saygıdeğer bir yeri olması hasebiyle o yerde durması engellenmezdi. Hz. Peygamber (sa) hutbe okumak üzere kalktığında Abdullah ibn Übeyy de kalkar ve: “Ey insanlar, işte Allah’ın Rasûlü aranızda; Allah onunla sizi şereflendirdi ve yüceltti. Binaenaleyh ona yardım edin, destek olun, dinle­yin ve itaat edin.” der ve otururmuş.

Nihayet Uhud gazvesinde yaptığı şeyi yapınca yani askerin üçte biriyle geri dönünce müslümanlar da Medine’ye gazveden dönüp geldiklerinde eskiden yaptığı gibi ayağa kalkıp konuşmak istedi. Müslümanlar, elbisesinin uçlarından çekerek dediler ki: “Ey Allah’ın düşmanı, otur; sen buna lâyık değilsin, yapaca­ğın işi yaptın.” O da kalkıp insanların omuzlarına basa basa Mescid’den çıktı, bir yandan da: “Allah’a andolsun ki ben, sanki büyük bir şey söyleyecekmişim gibi davrandılar. Halbuki kalkıp konuşsaydım onun (Hz. Peygamber’in) duru­munu daha da kuvvetlendirecektim.” diyordu.

Ansardan birisi Mescid’in kapısında onunla karşılaşıp: “Yazıklar olsun sa­na, neyin var?” dedi. O da: “Ben kalkıp onun (Muhammed’in) durumunu pekiş­tirecektim ki arkadaşlarından bazıları beni çekip oturtmak ve tartaklamak istedi­ler. Sanki ben, kalkıp onun durumunu zorlaştıracak büyük bir şey söyleyecek­mişim gibi.” dedi. Kendisine: “Yazıklar olsun sana, dön de Rasûlullah senin için mağfiret dilesin.” dediklerinde o: “Andolsun ki ben, onun benim için mağfiret dilemesini istemem.” dedi.