82

٨٢

وَاِذَا وَقَعَ الْقَوْلُ عَلَيْهِمْ اَخْرَجْنَا لَهُمْ دَابَّةً مِنَ الْاَرْضِ تُكَلِّمُهُمْ اَنَّ النَّاسَ كَانُوا بِايَاتِنَا لَايُوقِنُونَ

(82) ve iza vekaal kavlü aleyhim ahracna lehüm dabbetem minel erdi tükellimühüm ennen nase kanu bi ayatina la yukinun
Geldiği zaman söylenilen başlarına onlar için çıkarırız da arzdan bir dabbe onlarla konuşur insanların kesinlikle ayetlerimize yakinen inanmadıklarını (söyler)

(82) And when the Word is fulfilled against them (the unjust), we shall produce from the earth a Beast to (face) them: He will speak to them, for that mankind did not Believe with assurance in Our Signs.

1. ve izâ : ve olduğu zaman
2. vakaa : vuku buldu
3. el kavlu : söz
4. aleyhim : onların üzerine
5. ahracnâ : çıkardık
6. lehum : onlar için, onlara
7. dâbbeten : dabbe
8. min el ardı : arzdan
9. tukellimu-hum : onlara söyleyecek (konuşacak)
10. enne : olduğunu
11. en nâse : insanlar
12. kânû : oldular
13. bi âyâti-nâ : âyetlerimize
14. lâ yûkınûne : yakîn hasıl etmezler