49

    RevelationCuzPageSurah
    112 6115Ma’idah(5)

٤٩

وَاَنِ احْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَا اَنْزَلَ اللّهُ وَلَا تَتَّبِعْ اَهْوَاءَ هُمْ وَاحْذَرْهُمْ اَنْ يَفْتِنُوكَ عَنْ بَعْضِ مَا اَنْزَلَ اللّهُ اِلَيْكَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاعْلَمْ اَنَّمَا يُريدُ اللّهُ اَنْ يُصيبَهُمْ بِبَعْضِ ذُنُوبِهِمْ وَاِنَّ كَثيرًا مِنَ النَّاسِ لَفَاسِقُونَ

(49) ve enihküm beynehüm bi ma enzelellahü ve la tettebi’ ehvaehüm vahzerhüm ey yeftinuke amba’di ma enzele llahü ileyk fe in tevellev fa’lem ennema yüridüllahü ey yüsiybehüm bi ba’di zünubihim ve inne kesiram minen nasi le fasikun

Onların aralarında hükmet Allah’ın indirdiği ile onların arzularına tâbi olma onlardan sakın ki seni fitneye düşürmesinler. İndirdiği hükümlerin bir kısmı ile Allah’ın. Sana yine yüz çevirirlerse bil ki, Allah istiyordur başlarına bir bela getirmek onların bazı günahları sebebi ile şüphesiz çoğu insanların fasıktır

(49) And this (he commands): judge thou between them by what Allah hath revealed, and follow not their vain desires, but beware of them lest they beguile thee from any of that (teaching) which Allah hath sent down to thee. And if they turn away, be assured that for some of their crimes it is Allah’s purpose to punish them. And truly most men are rebellious.

1. ve en ihkum : ve hükmetmek (hükmet)
2. beyne-hum : onların aralarında
3. bi mâ enzele allâhu : Allâh’ın (c.c.) indirdiği ile
4. ve lâ tettebi’ : ve tâbi olma, uyma!
5. ehvâe-hum : onların hevâları, hevesleri, nefislerinin istekleri
6. ve ıhzer-hum : ve onlardan sakın
7. en yeftinû-ke : seni fitneye düşürmeleri
8. an ba’dı : bazısından, bir kısmından
9. mâ enzele allâhu ileyke : Allâh’ın (cc.) sana indirdiği şey
10. fe in tevellev : bundan sonra eğer yüz çevirirlerse
11. fa’lem (fe ı’lem) : o taktirde bil ki
12. ennemâ : artık, ama, zaten
13. yurîdu allâhu : Allâh (c.c.) diliyor, istiyor
14. en yusîbe-hum : onlara isabet ettirmek (musibete uğratmak)
15. bi ba’dı : bazısıyla, bazısı sebebiyle
16. zunûbi-him : onların günahları
17. ve inne kesîran : ve muhakkak ki çoğu
18. min en nâsi : insanlardan
19. le fâsıkûne : elbette, gerçekten fâsıklar

وَأَنزَلْنَا Biz indirdikإِلَيْكَ sanaالْكِتَابَ kitabıبِالْحَقِّ hak ileمُصَدِّقًا doğrulayıcıلِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ kendinden öncekiمِنْ الْكِتَابِ kitabıوَمُهَيْمِنًا ve şahit olarakعَلَيْهِ onaفَاحْكُمْ o halde hükmetبَيْنَهُمْ aralarındaبِمَا أَنزَلَ indirdiğiyleاللَّهُ Allah’ınوَلَا تَتَّبِعْ uymaأَهْوَاءَهُمْ onların hevalarınaعَمَّا جَاءَكَ sana gelenمِنْ الْحَقِّ haktanلِكُلٍّ her biri içinجَعَلْنَا tayin ettikمِنْكُمْ sizdenشِرْعَةً bir şeriatوَمِنْهَاجًا ve apaçık bir yolوَلَوْ شَاءَdileseydiاللَّهُ Allahلَجَعَلَكُمْ elbette sizi yapardıأُمَّةً bir ümmetوَاحِدَةً tekوَلَكِنْ fakatلِيَبْلُوَكُمْ sizi imtihan etmek istediفِي مَا آتَاكُمْ size verdiği ileفَاسْتَبِقُوا o halde yarışınالْخَيْرَاتِ hayırlardaإِلَى اللَّهِ Allah’adırمَرْجِعُكُمْ dönüşüجَمِيعًا hepinizinفَيُنَبِّئُكُمْ artık size haber verecektirبِمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَihtilaf ettiğiniz şeyleri


SEBEB-İ NÜZUL

1. Saîd ibn Cubeyr veya İkrime’nin İbn Abbâs’tan rivayetinde o şöyle anlatıyor: İçlerinde Ka’b ibn Esed, Abdullah ibn Sûriyâ ve Şâs ibn Kays ve İbn Salûbâ’nın da bulunduğu bir grup yahudi, aralarında “Gelin Muhammed’e gidip onunla konuşalım. Belki onu dininde fitneye düşürebiliriz.” diye konuşup Hz. Peygamber (sa)’e geldiler ve: “Ey Muhammed, biliyorsun ki biz, yahudilerin bilginleriyiz, eşrafıyız ve efendileriyiz. Eğer biz sana tâbi olursak kavmimiz bize muhalefet etmez ve bütün yahudiler sana tâbi olurlar. Bizimle kavmimiz arasında bir dava var. Bu davada gelip senden hüküm isteyelim, seni aramızda hakem kılalım. Sen de onların aleyhine olarak bizim lehimize hüküm ver. Biz de gelip sana iman edelim, seni tasdik edelim.” dediler. Hz. Peygamber (sa) bu tekliflerini kabul etmedi ve Allah Tealâ da “Ve aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Seni, Allah’ın sana indirdiklerinden bazılarında fitneye düşürmelerinden sakın…” âyet-i kerimesini indirdi. Kurtubî, Hz. Peygamber (sa)’e gelen bu yahudilerden Şâs ibn Kays’ın adını Şâs ibn Adiyy olarak vermektedir.

2. Mukatil’in zikrettiğine göre ise Nadir oğullarından bir cemaat Hz. Pey­gamber (sa)’e gelerek: “Kurayza oğulları ile aramızda vukubulacak diyetlerde sen gelmezden önce olduğu şekilde (onlardan daha şerefli ve üstün olduğumuza binaen bizim diyetimizin, onlarınkinin iki katı olması şeklinde) bizim lehimize hükmetmen karşılığında sana biat etmemize ne dersin?” demişler de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil olmuş.

Her iki hadisede de Hz. Peygamber (sa)’e haksız hüküm vermesi teklifinde bulunanlar yahudiler olmakla iki nüzul sebebi arasında bir ihtilâf söz konusu değildir.

Advertisements