8

٨

رَبَّنَا وَاَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتى وَعَدْتَهُمْ وَمَنْ صَلَحَ مِنْ ابَاءِهِمْ وَاَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزيزُ الْحَكيمُ

(8) rabbena ve edhilhüm cennati adni nilleti veadtehüm ve men salehü min abaihim ve ezvacihim ve zürriyyatihim inneke entel azizül hakim
Ey Rabbimiz! onları adn cennetine koy vaat buyurduğun (nefsini) ıslah edenleri de atalarından, zevcelerinden, zürriyetlerinden şüphesiz sen güçlü, hikmet sahibisin

(8) And grant, our Lord! That they enter the Gardens of Eternity, which thou hast promised to them, and to the righteous among their fathers, their wives, and their posterity! For thou art (He), the exalted in might, full of wisdom.

1. rabbe-nâ : Rabbimiz
2. ve edhil-hum : ve onları dahil et
3. cennâti adnin : adn cennetleri
4. elletî : ki o
5. vaadte-hum : sen onlara vaadettin
6. ve men salaha : ve o kimse salâh makamına ulaştı
7. min âbâi-him : onların babalarından
8. ve ezvâci-him : ve onların zevceleri, eşleri
9. ve zurriyyâti-him : ve onların zürriyetleri, nesilleri
10. inne-ke : muhakkak ki sen
11. ente : sen
12. el azîzu : azîz, yüce, üstün ve güçlü
13. el hakîmu : hakim, hüküm ve hikmet sahibi

Advertisements