93

٩٣

اِنَّمَا السَّبيلُ عَلَى الَّذينَ يَسْتَاْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَاءُ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطَبَعَ اللّهُ عَلى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

(93) innemes sebilü alellezine yeste’zinuneke ve hüm ağniya’ radu bi ey yekunu meal havalifi ve tabeallahü ala kulubihim fehüm la ya’lemun

ancak (muahezeye) yol için senden izin isteyen o kimseler içindir zengin oldukları halde geri kalan kadınlarla beraber oturmaya razı oldular Allah onların kalplerini mühürledi artık onlar bilmezler

(93) The ground (of complaint) is against such as claim exemption while they are rich. They prefer to stay with the (women) who remain behind: Allah hath sealed their hearts so they know not (what they miss).

1. innemâ : ancak, sadece, fakat
2. es sebîlu : yol, vesile
3. alâ : üzerine
4. ellezîne yeste’zinûne-ke : senden izin isteyen kimseler
5. ve hum : ve onlar
6. agniyâu : zenginler
7. radû : razı oldular
8. bi en yekûnû : olmaya
9. mea el havâlifi : (savaşa katılmayıp) geride kalanlarla beraber
10. ve tabea allâhu : ve Allah tabetmiştir
11. alâ : üzerini
12. kulûbi-him : onların kalpleri
13. fe hum : böylece onlar
14. lâ ya’lemûne : bilmezler, bilemezler

Advertisements