68

٦٨

هُوَ الَّذى يُحْي وَيُميتُ فَاِذَا قَضى اَمْرًا فَاِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

(68) hüvellezi yuhyi ve yümit fe iza kada emran fe innema yekulü lehu kün fe yekun
O, diriltir hem öldürür bir işe hüküm verdiği zaman ona sadece “ol” der hemen oluverir

(68) It is He Who gives Life and Death and when He Decides upon an affair, He says to it, Be, and it is.

1. huve : o
2. ellezî : ki o
3. yuhyî : hayat verir, yaşatır
4. ve yumîtu : ve öldürür
5. fe : o taktirde, o zaman
6. izâ kadâ : hükmettiği zaman
7. emren : bir iş
8. fe innemâ : o zaman sadece
9. yekûlu : söyler, der
10. lehu : ona
11. kun : ol
12. fe yekûnu : o zaman, hemen olur


AÇIKLAMA

“De ki: “Ben, Rabbimden bana açık deliller gelince, sizin Allah’tan baş­ka yalvardıklarınıza tapmaktan menolundum ve âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.” Ey Rasul! Kavminin, Mekke ve başka yerlerdeki müşriklerine de ki: Rabbimin katından gelen aklî ve naklî deliller kendisi dışındaki put vb. herhangi bir şeye/kimseye tapılmasını yasaklamaktadır. Bu aklî ve naklî deliller, Kur’an ayetleri ve Allah’ın, selim akıllara yerleştirdiği -tevhide delâlet eden- burhanlardır. Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a teslim olup boyun eğmekle ve dinimi O’na halis kılmakla emrolun­dum. Putlara kulluğu yasaklayan ayetlerden biri, Yüce Allah’ın şu kavl-i ilâhisidir: “Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yap­tığınızı da Allah yaratmıştır.” (Sâffât, 37/95-96).

Daha sonra Allah Tealâ, tevhide delâlet eden enfüsî delillerden birisini zikretmektedir. O delil, insanın oluşumu ve meydana geliş merhaleleridir:

“Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan sonra sizi çocuk olarak çıkaran, sonra güçlü çağınıza eresiniz, sonra da ihtiyarlar olasınız diye sizi yaşatan O’dur. İçinizden kimi de daha önce öldürülüyor.

Belli süreye erişmeniz ve aklınızı kullanmanız için.” Yani Allah’tır ki, sizin ilk atanız olan Hz. Adem’i topraktan yaratmıştır. Aynı şekilde onun soyunu da topraktan yaratmıştır. Zira meniden yaratılan her mahlûk, kandan meydana gelmektedir. Kan gıdadan oluşmakta, gıda bitkilerden, bitkiler ise su ve topraktan meydana gelmektedir. Böylece sabit olmaktadır ki, her insan topraktan meydana gelmektedir. Daha sonra Allah Tealâ bu toprağı nutfe (meni) haline getirmekte, sonra alâkaya (kan pıhtısına) dönüştür­mektedir. Sonra sizi doğurtturuyor ve çocuklar olarak çıkarıyor. Bilâhare güçlülük, yani kuvvette ve akıl gücünde kemâle erme çağına ulaşıyor, bu­nun ardından da yaşlanıyorsunuz.

İnsanlar arasında, ihtiyarlık, gençlik veya çocukluk çağlarına gelme­den önce ölenler de bulunmaktadır. Böyle olması, tayin edilmiş bir süreye -ki bu, ölüm veya kıyamet zamanıdır- ulaşmanız içindir.

Ceninlik merhalesi, çocukluk merhalesi, güçlülük çağına ulaşma mer­halesi ve ihtiyarlık merhalesi. Bütün bu değişim ve intikallerde Allah’ın varlığına delâlet vardır. Allah Tealâ, bu değişim ve intikal meyamnda bir diğer delil daha zikretmekte ve şöyle buyurmaktadır:

“Yaşatan ve öldüren O’dur. Bir işin olmasını istedi mi, ona sadece “Ol!” der, o da olur.” Yani, Allah’tır ki, yaşatmaya ve öldürmeye kadirdir ve O, bu hususta tekdir, O’ndan başka herhangi bir varlık buna muktedir değildir. O herhangi bir işin olmasını takdir ve murad ettiği zaman sadece ona “Ol! der, o da olur.” Yani herhangi bir şeye bağlı olmaksızın, herhangi bir yar­dım ve külfet sözkonusu olmaksızın iradesinin gereği hemen oluverir. Bu, yaratılışın zihinde canlandırılmasını mümkün kılan en uzak anın anlatı­mıdır. Zira ilâhi irade kendisine taalluk ettiği anda mahlûk, oldukça yük­sek bir süratle var olur.