9

٩

يُخَادِعُونَ اللّهَ وَالَّذينَ امَنُوا وَمَايَخْدَعُونَ اِلَّا اَنْفُسَهُمْ وَمَايَشْعُرُونَ

(9) Yühadiunellahe vellezine amenu ve ma yahdeune illa enfüsehüm ve ma yeş’urun
Allah’ı aldatmak isterler iman eden kimseleri aldatmak isterler ancak onlar kendilerini (aldatırlar) ve şuurunda değillerdir

(9) Fain would they deceive Allah and those who believe, but they only deceive themselves, and realize (it) not!

1. allâhe : Allah
2. yuhâdiûne : aldatırlar
3. ve : ve
4. ellezîne : o kimseler, onlar
5. âmenû : îmân ettiler
6. ve : ve
7. mâ yahdeûne : aldatmıyorlar
8. illâ : ancak, sadece
9. enfuse-hum : kendileri
10. ve : ve
11. mâ yeş’urûne : farkında olmazlar, farkına varmazlar


AÇIKLAMA

Buradaki âmenû tabiri bütün Kur’ân-ı Kerim’i ihata eden bir tabir olarak karşımıza çıkar. Âmenû olmak, Allah’a ulaşmayı dilediğiniz noktada başlayan bir vasıftır. Allah’a ruhunu ölmeden Allah’a ulaştırmayı dileyen herkes âmenû olmuştur. Âmenû olmak burada bitmez. Mürşidinize ulaştığınız zaman 2. kademe âmenû olursunuz. Ruhunuzu Allah’a ulaştırdığınız zaman 3. kere âmenû olursunuz. Fizik vücudunuzu Allah’a teslim ettiğiniz zaman 4. kademe âmenû olursunuz. Nefsinizi de Allah’a teslim etiğiniz zaman âmenû olmanın beşinci kademesini elde edersiniz. İhlâsa ulaşarak 6., iradeyi teslim ederek 7. âmenû oluş gerçekleşir.
Yunus Suresinin 63. âyetinde Allah’a ulaşmayı dileyerek âmenû olanların ilk takvanın ve ilk âmenû kademesinin sahibi oldukları ifade buyrulmaktadır. Çünkü cehennemden kurtulmuş ve cennete ehil olmuşlardır.
10 / YÛNUS – 62: E lâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne).
Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun olmazlar, öyle değil mi?
10 / YÛNUS – 63: Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).
Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.
10 / YÛNUS – 64: Lehumul buşrâ fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhıreh(âhıreti), lâ tebdîle li kelimâtillâh(kelimâtillâhi), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir.

Advertisements