121

١٢١

وَاِذْ غَدَوْتَ مِنْ اَهْلِكَ تُبَوِّءُ الْمُؤْمِنينَ مَقَاعِدَ لِلْقِتَالِ وَاللّهُ سَميعٌ عَليمٌ

(121) ve iz ğadevte min ehlike tübevviül mü’minine mekaide lil kital vallahü semiun alim

o zaman ki ehlinden ayrılmış müminleri yerleştiriyordun savaş için elverişli yerlere Allah işiten bilendir

(121) Remember that morning thou didst leave thy household (early) to post the faithful at their stations for battle: and Allah heareth and knoweth all things:

1. ve iz : ve o zaman …olmuştu
2. gadavte : sabah erken
3. min ehli-ke : ailenden
4. tubevviu : yerleştiriyorsun
5. el mu’minîne : mü’minleri
6. makâide : durulacak yerler, mevziler (uygun yerler)
7. li el kıtâli : savaş için
8. ve allâhu : ve Allah
9. semîun : en iyi işiten
10. alîmun : en iyi bilen

وَإِذْ غَدَوْتَhani sabah erkenden ayrılmıştınمِنْ أَهْلِكَ ailendenتُبَوِّئُ yerleştirmek üzereالْمُؤْمِنِينَ mü’minleriمَقَاعِدَ mevzilerineلِلْقِتَالِ savaşmak içinوَاللَّهُşüphesiz Allahسَمِيعٌ semi’dirعَلِيمٌ alîm’dir


SEBEB-İ NÜZUL

El-Mis’ar ibn Mahrame’den rivayet ediliyor: Abdurrahman ibn Avf a: “Dayı, Uhud vak’asi günü olan kıssanızı bana haber versen.” dedim, “Sonra o kederin ardından üzerinize öyle bir emniyet, Öyle bir uyku indirdi ki o, içinizden bir zümreyi örtüp buruyordu…” (Ali İmrân, 3/154) âyetine kadar Alu îmran’dan 120. “Hatırla o zamanı ki sen, mü’minleri savaşa elverişli yerlere yerleştirmek üzere ailenden erkenden ayrılıp çıkmıştın…” âyeti ve devamını oku, orada bula­caksın.” dedi.

Advertisements