14

١٤

وَلَوْ دُخِلَتْ عَلَيْهِمْ مِنْ اَقْطَارِهَا ثُمَّ سُءِلُوا الْفِتْنَةَ لَاتَوْهَا وَمَا تَلَبَّثُوا بِهَا اِلَّا يَسيرًا

(14) ve lev dühilet aleyhim min aktariha sümme süilül fitnete le atevha ve ma telebbesu biha illa yesira
Velev üzerlerine girmiş olsaydı şehrin her tarafından sonra kendilerinden fitne yapmaları istenseydi onu yapacaklardı ve burada pek az duracaklardı

(14) And if an entry had been effected to them from the sides of the (City), and they had been incited to sedition, they would certainly have brought it to pass, with none but a brief delay.

1. ve lev : ve şâyet, eğer
2. duhılet : girildi
3. aleyhim : onların üzerine
4. min aktâri-hâ : onun kenarlarından, yan taraflarından
5. summe : sonra
6. suilû : istendi
7. el fitnete : fitne
8. le : elbette, mutlaka
9. âtev-hâ : ona geldiler
10. ve mâ telebbesû : ve kalmazlar
11. bihâ : orada
12. illâ : dışında, hariç
13. yesîren : az