98

٩٨

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ اَحَدٍ اَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا

(98) ve kem ehlekna kablehüm min karn hel tühussü minhüm min ehadin ev tesmeu lehüm rikza

biz onlardan önce nice kavimler helak ettik hissediyor musun? onlardan hiçbirini yahut hafif bir sesini duyuyor musun?

(98) But how many (countless) Generations before them have we destroyed? canst thou find a single one of them (now) or hear (so much as) a whisper of them?

1. ve kem : ve kaç, nice
2. ehleknâ : helâk ettik
3. kable-hum : onlardan önce
4. min karnin : aynı zamanın insanlarından, nesillerden
5. hel : mı, var mı
6. tuhıssu : sen hissediyorsun, farkına varıyorsun, görüyorsun
7. min-hum : onlardan
8. min ehadin : birisini
9. ev : veya
10. tesmeu : sen duyuyorsun
11. lehum : onları, onların
12. rikzen : gizli ses, fısıltı, ufacık ses


AÇIKLAMA
“Muhakkak mümin olup salih amel işleyenlere Rahman bir sevgi peyda edecektir.” Şüphesiz Allah’ın Rasulü’nü tasdik edip doğrulayanlar; farz ve nafile türünden salih amel işleyip helâli helâl, haramı haram bilenlere, Allah’ı razı edecek işler yapanlara karşı sevgi tohumlarını salih kulların kalplerinde candan bir sevgi halinde yeşertecektir. Salih ameller, Muhammed’i şeriata tabi oluşu dolayısıyla Yüce Allah’ı razı edecek işlerdir.

Ahmed, Buharî, Müslim ve Tirmizî, Ebu Hureyre (r.a.)’den Rasulullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedirler: “Allah bir kulu sevdiği takdirde Cebrail’e şöyle seslenir: Ben filanı sevdim, sen de onu sev. (Cebrail) Semada nida ettikten sonra yer halkı arasında da o kimseye sevgi besleme indirilir. Allah bir kula buğzettiği vakit de Cebrail’e: “Ben filana buğzettim,” diye nida eder. O da sema da nida ettikten sonra, yeryüzüne o kimseye karşı nefret indirilir.”

Bu suretle hadis-i kudsî salih kullar lehine yeryüzünde sevgi beslemenin indirilmesi noktasında ayet-i kerime ile uyum halindedir. Bu sevgi ve kalplerdeki bu muhabbetin Yüce Allah’ın var etmesi ile olduğunu, akrabalık, dostluk, iyilik yapma yahut buna benzer sevgiyi doğuran sebepler söz konusu olmaksızın doğrudan Allah’ın var etmesi ile ortaya çıkacağı konusunda da ayet-i kerime ile hadis uyum halindedir.

Daha sonra Yüce Allah bu surenin konumunu açıklamak üzere bazı izahlarda bulunmaktadır. Çünkü bu surede tevhid, nübüvvet, haşir ve neşir söz konusu edildiği gibi, sapık ve saptırıcı fırkaların görüşleri de reddedilmektedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onu takva sahiplerini onunla müjdeleyesin, inat edenleri de korkutasın diye senin dilinle kolaylaştırdık.” Biz bu Kur’an-ı Kerim’i sana senin dilinle indirmek suretiyle kolaylaştırdık. Onu etraflı bir şekilde açıkladık ve kolay kıldık ki, onunla müttakilere Allah’ın çağrısını kabul edip rasulünü tasdik edenlere onlar için itaatleri karşılığında cennetin bulunduğunu müjdeleyesin. Hakka karşı durmakta inat eden, haktan ayrılıp sapan, batıla yönelenlere de küfür ve isyanları sebebiyle kendileri için cehennemin hazırlanmış olduğunu belirtmekle korkutasın.

Daha sonra Yüce Allah sureyi şu oldukça beliğ öğüt ile nihayete erdirmektedir:

“Onlardan önceki zamanlarda nice kavimleri helak ettik. Şimdi onlardan birini görüyor ya da gizli seslerini bile işitiyor musun?” Bizler müşrik Araplardan önce nice toplumları ve nice ümmetleri helak etmiş bulunuyoruz. Çünkü onlar da Allah’ın ayetlerini inkâr etmiş ve rasullerini yalanlamışlardı. Onlardan herhangi bir kimseyi görebiliyor yahut onların seslerini işitebiliyormusun?