97

    RevelationCuzPageSurah
    112 7123Ma’idah(5)

٩٧

جَعَلَ اللّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْىَ وَالْقَلَاءِدَ ذلِكَ لِتَعْلَمُوا اَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا فِى السَّموَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ وَاَنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَليمٌ

(97) cealellahül ka’beytel beyteh harame kiyamel lin nasi veş şehral harame vel hedye vel kalaid zalike li ta’lemu ennellahe ya’lemü ma fis semavati ve ma fil erdi ve ennellahe bi külli şey’in alim

Allah kabeyi, beyti haram’ı insanlar için kıyam makamı kıldı ve haram olan ayları hediye kurbanları ve gerdanlıklı develeri böylece bunları sizinde bilmeniz için şüphesiz Allah’ın semalarda ve arzda ne varsa bildiğini (bilmeniz için) muhakkak Allah her şeyi Bilendir

(97) Allah made the Kaba, the sacred house, an asylum of security of men as also the sacred months, the animals for offerings, and the garlands that mark them: that ye may know that Allah hath knowledge of what is in the heavens and on earth and that Allah is well acquainted with all things.

1. ceale allâhu : Allâh (cc.) yaptı, sebep kıldı, var etti
2. el ka’bete : Kâ’be
3. el beyte el harâme : Beytel Haram, Kâ’be
4. kıyâmen li en nâsi : insanları ayakta tutmak için
5. ve eş şehra : ve ay
6. el harâme : hürmetli, haram, yasaklı
7. ve el hedye : ve kurban
8. ve el kalâide : boyunları bağlı, gerdanlıklı kurbanlık develer
9. zâlike : işte bu
10. li ta’lemû : sizin bilmeniz için
11. enne allâhe : Allâh (cc.)’ın … olduğu
12. ya’lemu : bilir
13. mâ fî es semâvâti : göklerdeki şeyler, göklerde olan (gökyüzünde ne varsa)
14. ve mâ fî el ardı : ve yerdeki şeyler, yerlerde olan (yeryüzünde ne varsa)
15. ve enne allâhe : ve Allâh (cc.)’ın … olduğu
16. bi kulli şey’in : herşeyi
17. alîmûn : en iyi bilen

جَعَلَ kıldıاللَّهُ Allahالْكَعْبَةَ Kabe’yiالْبَيْتَ Beyt-iالْحَرَامَ Haram’ıقِيَامًا bir kıyam sebebiلِلنَّاسِ insanlar içinوَالشَّهْرَ ayı daالْحَرَامَ o haramوَالْهَدْيَ o kurbanıوَالْقَلَائِدَ ve boyunları gerdanlıklı kurbanlıkları daذَلِكَ bunlarلِتَعْلَمُوا sizin de bilmeniz içindirأَنَّ اللَّهَAllah’ınيَعْلَمُ bildiğiniمَا her ne varsaفِي السَّمَاوَاتِ göklerdeوَمَا فِي الْأَرْضِ ve yerdeوَأَنَّ şüphesizاللَّهَ Allahبِكُلِّ شَيْءٍ herşeyi hakkıylaعَلِيمٌbilendir

AÇIKLAMA

Beyt-i Haramın kendisi olan Kabe’yi yüce Allah insanların din ve dünya işlerini düzene sokup bu işlerin dimdik ayakta durmasına sebep kılmıştır. Çünkü yüce Allah Beytullah’ı insanların dönüp geldikleri ve tekrar gidip geldikleri bir yer ve bir güvenlik mekânı kılmıştır. Korkan kişi orada güvenlik bulur, ona sığınan kurtulur: “Bizim onlara emin bir Haram Belde kıldığımızı görmediler mi? Halbuki onların etrafından insanlar kapılıp götürülmektedir.” (Ankebût, 29/67). Ekini bulunmayan bir vadinin Hac menasiki ile mamur kılınması sayesinde de orada fakir ve yoksulun yiyecek ihtiyacı ve geçimi karşılanır. Böyle olmasaydı zaten o bölgede kimse ikamet etmezdi. Allah orada yapılan duayı makbul kılmıştır. Orada işlenen iyilikler insanların ona rahmeti daha artsın diye kat kat ecir ile mükâfat görür. Nitekim insanların uzak bölgelerden gelip orada toplanması, halihazırda yapılan toplantı ve kongrelerin hiç birisinin gerçekleştiremediği dünyevî bir çok menfaati de gerçekleştirebilmektedir. Aynı şekilde hac amelleri dahi bir çok menfaati gerçekleştirmektedir: “Ta ki kendileri için menfaatlere tanık olsunlar.” (Hacc, 22/28). Dünyevî görüntülerden soyutlanmak, yüce Allah’a yaklaşmak, yasaklarından sakınmak ve emrini yerine getirmek üzere eli çabuk tutmak; bütün bunlardan soyutlanıp bir araya gelmek suretiyle mahşerin dehşetli hallerini hatırlamak… Bunun sonunda kalpten yüce Allah’a saygı ve korku duymak… Korkunun artması suretiyle dinî bir çok menfaatler elde edilir, insanlar mutluluğa ve hayra, rahat, huzur ve güvene kavuşur. Said b. Cübeyr der ki: “Her kim dünya ve ahiret için bir şey isteyerek bu Beyt’e gelirse ona nail olur.”

İbni Zeyd de yüce Allah’ın bu dört hususu insanlar için bir nizam unsuru kılmış olduğunu belirtmekte ve bu ayet-i kerime hakkında şunları söylemektedir: Bütün insanlar arasında birilerinin ötekilerine zararını önleyecek krallar, hükümdarlar vardır. Araplar arasında ise birinin ötekine zararını önleyecek hükümdarlar yoktu. O bakımdan yüce Allah bu Beytullah’ı, onlar için, birinin ötekine verebileceği zararı önleyebilecek bir nizam unsuru haline getirdi. Haram ayda da aynı şekilde yüce Allah onların biribirlerine verecekleri zararı önlemektedir. Gerdanlıktı kurbanlıklar da aynı şekildedir. O bakımdan bir kişi kardeşinin ya da amcasının oğlunun katili ile karşılaşacak dahi olsaydı, ona elini uzatmazdı.

“Haram ayı” buyruğu Kabe’ye atfedilmiştir. Yani yüce Allah haram ayını da aynı şekilde insanlar için bir nizam kılmıştır. Yani o zaman zarfında insan­ların dünya ve ahiret ile alâkalı işleri yoluna koyulur. İnsanlar canlarına, mallarına, geçimlerine, ticaretlerine gelebilecek zarardan yana emin olurlar. Bun­lar huzur bulur, savaş ateşi söner. Bunun yerine insanlar ibadete, hacca, akra­balık bağlarını gözetmeye ve yıl boyunca kendilerine yetecek kadar gıdalarını elde etmeye koyulurlar.

“Hediyelik kurbanı ve boyunlarındaki gerdanlıkları” da aynı şekilde Allah insanlar için bir nizam kılmıştır. Harem-i Şerife gönderilen hediye kurbanlıkları kesilir. Boyunlarına ağaç yaprakları veya gerdanlık takılmış develer de. Bu gerdanlıkların takılma sebebi ise, insanların onlara kötü maksatla el uzatmasını önlemektir. Bu şekilde kurbanlıklar göndermek, gönderen kimse için dinini doğrultacak, günahlarının affedilmesine sebep teşkil edecek, ruhunu ve malını arındırıp temizleyecek bir ibadet olur, kendisi hakkında güven duymasına sebep teşkil eder. Bu kurbanlıkların etleri fakirlere dağıtılır ve böylelikle bunlar Harem bölgesi fakirlerinin varlık elde edip ihtiyaçtan kurtulmalarına, açlık ve fakirlik musibetinin üzerlerinden defedilmesine sebep teşkil eder. Çünkü yüce Allah Beytullah’ı tazim etme duygusunu insanların kalplerine yerleştirmiştir. Oraya gitme kastıyla yola çıkan herkes bu kabilden bütün korkulardan yana emniyet altında olur.

Sözü geçen bu nizam kılma ve haccın teşrî edilmesi ile onun ibadetleri ve hacdaki menfaatlerle ortaya çıkan oldukça incelikli ilâhî tedbir, şanı yüce Allah’ın göklerde ve yerde bulunan halihazırdaki ve gelecekteki bütün sır ve konumları çok iyi bildiğinin en açık delillerindendir. Bu türlü hükümlerin teşrî edilmesi ise ancak yüce Allah’ın bildiği bir takım hikmetlere dayalıdır. Şanı yüce Allah gizli açık, görünür görünmez her şeyi çok iyi bilendir.

Gerçek şu ki hac mevsiminden gereği gibi faydalanacak olur ise -ruhları arındırıp temizlemek, günahları yıkamak, günahlardan kurtulmaktan öte ge­nel açıdan oldukça büyük ve pek çok menfaatleri de hiç şüphesiz gerçekleştirir.

Hac İslâm’ın direğidir. “Müminler ancak kardeştir” (Hucurât, 48/10) buyruğunda dile getirilen bağların güçlenderilip İslâm kardeşliği şuurunu geliştirmeye bir sebeptir. Bütün Müslümanlar arasında ülke, fert ve halk olarak doğuda olsun batıda olsun din ruhunun ve dayanışma duygularının alevlendirilmesine sebeptir. Türlü ekonomik, sosyal, siyasal ve bilimsel alanlardaki her türlü dayanışmayı hazırlayacak önemli bir zemindir.

Advertisements