40

٤٠

يَابَنى اِسْرَاءلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِىَ الَّتى اَنْعَمْتُعَلَيْكُمْ وَاَوْفُوا بِعَهْدى اُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَاِيَّاىَ فَارْهَبُونِ

(40) Ya beni israilezkuru ni’metiyelleti en’amtü aleyküm ve evfu bi ahdi ufi biahdiküm ve iyyaye ferhebun

Ey israil oğulları hatırlayın nimetlerimi nimet olarak size verdiklerimi de ve benim ahdimi yerine getiriniz ki ben de sizin ahdinizi yerine getireyim ve yalnız benden korkun

(40) O Children of Israel! call to mind the (special) favour which I bestowed upon you, and fulfil your Covenant with Me as I fulfil My Covenant with you, and fear none but Me.

1. : ey
2. benî isrâîle : İsrailoğulları
3. uzkurû : zikredin, hatırlayan, anın
4. ni’metiye : ni’metimi
5. elletî : ki o
6. en’amtu : ben ni’metlendirdim
7. aleykum : size, sizi
8. ve evfû : ve vefa edin, ifa edin, hakkıyla yerine getirin
9. bi ahdî : ahdimi
10. ûfi : ifa edeyim, yerine getireyim
11. bi ahdi-kum : sizin ahdinizi, size olan ahdimi
12. ve : ve
13. iyyâ-ye : yalnız benden, sadece benden
14. fe : o zaman, böylece, artık
15. erhebûne : korkun

يَابَنِي إِسْرَائِيلَey israiloğulları اذْكُرُواhatırlayınنِعْمَتِيnimetimiالَّتِي أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْsize verdiğim وَأَوْفُواve yerine getirin kiبِعَهْدِيahdimiأُوفِben de yerine getireyim بِعَهْدِكُمْahdiniziوَإِيَّايَve yalnız bendenفَارْهَبُونِيbenden korkun

Advertisements