43

٤٣

مُهْطِعينَ مُقْنِعى رُؤُسِهِمْ لَا يَرْتَدُّ اِلَيْهِمْ طَرْفُهُمْ وَاَفْئِدَتُهُمْ هَوَاءٌ

(43) mühtiiyne mükniiy ruusihim la yerteddü ileyhim tarfühüm ve ef’idetühüm heva’

başlarını dikerek (korkuyla) koşarlar kendilerine bile bakmazlar göz uçları ile onların gönülleri de bomboştur

(43) They running forward with necks outstretched, their heads uplifted, their gaze returning not towards them, and their hearts a (gaping) void

1. muhtiîne : hızla gidenler, koşanlar
2. mukniî : kaldıranlar, dik tutanlar (gözleri bir şeye doğru devamlı bakar şekilde)
3. ruûsi-him : onların başları, başlarını
4. lâ yerteddu : dönmez, dönemez, çevrilmez
5. ileyhim : onlara, kendilerine
6. tarfu-hum, : onların bakışları
7. ve ef’idetu-hum : ve onların kalpleri
8. hevâun : heva (hevesler), nefsin afetleri (vardır)

Advertisements