28

٢٨

فى سِدْرٍ مَخْضُودٍ

(28) fi sidrin mahdudin
Dalbastı kirazlar

(28) (They will be) among Lote trees without thorns,

1. : içinde, arasında
2. sidrin : sedir ağaçları
3. mahdûdin : dikenleri alınmış, dikensiz


SEBEB-İ NÜZUL

Ebu’l-Aliye ve Dahhâk derler ki: Müslümanlar Tâif teki Muhassab Vadi­sindeki ağaçlara baktılar ve: “Keşke bizim de şöyle ağaçlıklarımız olsa.” diye temennide bulundular ve işte bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeleri indirdi. İbnu’l-Cevzî bu vadinin adını Vecc olarak kaydetmiştir.

İbn Ebî Hâtim’in Urve ibn Ruveym’den mürsel olarak, Saîd ibn Mansûr’un Sünen’inde, Beyhakî’nin de el-Ba’s’inde Atâ ve Mücâhid’den rivayetle tahric ettikleri bir haberde şöyle anlatmışlar: Tâif halkı Tâif vadisinin kendilerine koru olarak verilmesini istemişler. Orada bal da varmış ve Hz. Peygamber (sa) onla­rın bu isteklerini kabul buyurmuş. Sonra onlar bazı müslümanların kendi arala­rında: “Cennette şöyle şöyle nimetler var.” gibi konuşmalarını duymuşlar ve: “Keşke cennette bizim için şu vadi gibisi olsa.” diye temennide bulunmuşlar da bunun üzerine Allah Tealâ: “Sağcılar, ne bahtiyardır o sağcılar. Dikensiz kiraz, salkımları sarkmış muz ağaçları, yayılmış gölge, çağlayan su…” âyet-i kerimele­rini indirmiş

Advertisements