123

١٢٣

وَاتَّقُوا يَوْمًا لَاتَجْزى نَفْسٌ عَنْ نَفْسٍ شَيًْا وَلَا يُقْبَلُمِنْهَا عَدْلٌ وَلَا تَنْفَعُهَاشَفَاعَةٌ وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

(123) Vetteku yevmel la teczi nefsün an nefsin şey’ev ve la yukbelü minha adlüv ve la tenfeuha şefaatüv ve la hüm yünsarun

öyle bir günden korkun ki hiç bir nefis ödeyemez başka kimseye bir şey kimseden bir rüşvet kabul olunmaz ve şefaatte kimseye faydalı değildir ve onlar yardım da görmezler

(123) Then guard yourselves against a Day when one soul shall not avail another, nor shall compensation be accepted from her nor shall intercession profit her nor shall intercession profit her nor shall anyone be helped (from outside).

1. ve ittekû : ve sakının
2. yevmen : gün
3. lâ teczî : ödenmeyecek, ödenmez
4. nefsun an nefsin : bir kimseden bir kimseye
5. şey’en : bir şey
6. ve lâ yukbelu : ve kabul edilmeyecek, kabul edilmez
7. min-hâ : ondan
8. adlun : bir bedel, bir fidye
9. ve lâ tenfeu-hâ : ve ona menfeat, fayda vermeyecek,
10. şefâatun : şefaat, himaye, yardım
11. ve lâ hum yunsarûne : ve onlar yardım olunmazlar

وَاتَّقُواsakının kiيَوْمًاgündenلَا تَجْزِيfaydalı olamayacağı نَفْسٌkimseyeعَنْ نَفْسٍkimseninشَيْئًاbir şeyleوَلَا يُقْبَلُkabul edilmezمِنْهَاondanعَدْلٌfidyeوَلَا تَنفَعُهَاona fayda vermez شَفَاعَةٌşefaatوَلَاedilmezهُمْonlaraيُنصَرُونَyardım da

Advertisements