24

٢٤

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ اثِمًا اَوْ كَفُورًا

(24) fasbir lihukmi rabbike ve la tuti’ minhüm asimen ev kefuren
O halde sabret Rabbinin hükmüne tâbi olma onlardan hiçbir günahkara veya hiçbir kâfire

(24) Therefore be patient with constancy to the Command of thy Lord, and hearken not to the sinner or the ingrate among them.

1. fe ısbir : artık sabret
2. li hukmi : hükmüne
3. rabbi-ke : senin Rabbin, Rabbinin
4. ve lâ tutı’ : ve itaat etme
5. min-hum : onlardan
6. âsimen : günahkâr olanlar
7. ev : veya
8. kefûran : kâfir olanlar

فَاصْبِرْo halde sabret لِحُكْمِ hükmüne رَبِّكَ Rabbinin وَلَا تُطِعْve itaat etme مِنْهُمْ onlardan آثِمًا günahkar أَوْ veya كَفُورًا nankör hiçbir kimseye


SEBEB-İ NÜZUL
Abdürrezzâk, İbn Cerîr ve İbnu’l-Münzir’in Katâde’den rivayetine göre bir gün Ebu Cehl: “Eğer Muhammed’i (Ka’be’de) namaz kılarken görecek olursam mutlaka boynuna basacağım.” demiş ve bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirmiş.

Bu âyet-i kerimenin, peygamberlik davasından vazgeçmesi mukabilinde “Biliyorsun benim kızlarım Kureyş’in en güzel kızlarıdır. Senden mehir istemeden seni kızımla evlendireyim bu işten vazgeç.” diyerek Hz. Peygamber (sa)’i kızlarından biriyle evlendirmeyi va’deden Utbe ibn Rabîa ve “Bu yaptığını eğer mal için yapıyorsan sana malımdan sen razı oluncaya kadar vereyim, bu işten vazgeç.” diyen el-Velîd ibnu’l-Muğîra hakkında nazil olduğu da söylenmiştir

Advertisements