66

٦٦

هَااَنْتُمْ هؤُلَاءِ حَاجَجْتُمْ فيمَا لَكُمْ بِه عِلْمٌ فَلِمَ تُحَاجُّونَ فيمَا لَيْسَ لَكُمْ بِه عِلْمٌ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

(66) ha entüm haülai hacectüm fima leküm bihi ilmün fe lime tühaccune fima leyse leküm bihi ilm vallahü ya’lemü ve entüm la ta’lemun

İşte sizler İşte onlar Münakaşa ettiniz Bilginiz olan şey hakkında Niçin münakaşa ediyorsunuz Hiçbir ilminiz olmayan şeyde Allah Bilir Siz bilmezsiniz

(66) Ah ye are those who fell to disputing (even) in matters of which ye had some knowledge but why dispute ye in matters of which ye have no knowledge? it is Allah who knows, and ye who know not

1. hâ entum : işte siz
2. hâulâi : bunlarsınız (busunuz)
3. hâcectum : tartıştınız
4. fî mâ lekum bihî : onun hakkında sizin ….. yoktur
5. ilmun : ilim, bilgi
6. fe lime tuhâccûne : artık siz niçin tartışıyorsunuz,
7. fî mâ leyse lekum : onun hakkında sizin ….. yoktur
8. bihi : için, sizin
9. ilmun : ilim, bilgi
10. vallâhu ya’lemu : ve Allah bilir
11. ve entum : ve siz
12. lâ ta’lemûne : bilmiyorsunuz, bilmezsiniz

Advertisements