18

١٨

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْىٌ فَهُمْ لَايَرْجِعُونَ

(18) Summün bükmün umyün fe hüm la yarciun
sağırdırlar dilsizdirler kördürler artık onlar dönemezler

(18) Deaf, dumb, and blind, they will not return (to the path).

1. summun : sağır
2. bukmun : dilsiz
3. umyun : kör
4. fe hum : artık onlar
5. lâ yerciûne : (onlar) dönmezler, dönemezler

صُمٌّsağırdırlarبُكْمٌdilsizdirlerعُمْيٌkördürlerفَهُمartık onlarْ لَا يَرْجِعُونَdönmezler


AÇIKLAMA

Allahû Tealâ kâfirler için hükmünü veriyor: Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bagarah-7’ye göre hassaları üzerinde engeller vardır. Hassaları engelli olanları Casiye-23’e göre, Allah dalâlette bırakır. Kısaca Allah’a ulaşmayı dilemeyenler dalâlettedir, küfürdedir (Rad-27, Bagarah-257). Allah’a ulaşmayı dileyenlere gelince, Enfal-29’a göre Allah furkanlar vererek onların hassaları ve uzuvları üzerindeki engelleri kaldırır. ve Hac-54’e göre kalplerine ihbat koyar. Bu noktada kalpten küfür çıkar, îmân girer. böylece kişi mü’min olur. Hacet namazı ile Allah’ın gösterdiği mürşidin önünde tövbe edip tâbî olduğu zaman devrin imamının ruhu başının üzerine gelir yerleşir, Mucâdele Suresinin 22. âyeti kerimesine göre, Allah kalbinin içine îmânı yazar. O zaman kişi îmânı artan mü’min olur.

58 / MUCÂDELE – 22: Lâ tecidu kavmen yû’munûne billâhi vel yevmil âhîri yuvâddûne men hâddallâhe ve resûlehu ve lev kânû âbâehum ve ebnâehum ve ihvânehum ev aşîretehum, ulâike ketebe fî kulûbihimul îmâne ve eyyedehum bi rûhin minh(minhu), ve yudhıluhum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru hâlidîne fîhâ, radıyallâhu anhum ve radû anh(anhu), ulâike hizbullâh(hizbullâhi), e lâ inne hizbullâhi humul muflihûn(muflihûne).
Allah’a ve ahiret gününe (ölmeden önce Allah’a ulaşmaya) îmân eden bir kavmi, Allah’a ve O’nun Resûl’üne karşı gelenlere muhabbet duyar bulamazsın. Ve onların babaları, oğulları, kardeşleri veya kendi aşiretleri olsa bile. İşte onlar ki, (Allah) onların kalplerinin içine îmânı yazdı. Ve onları, Kendinden bir ruh ile destekledi (orada eğitilmiş olan, devrin imamının ruhu onların başlarının üzerine yerleşir). Ve onları, altından nehirler akan cennetlere dahil edecek. Onlar orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah, onlardan razı oldu. Ve onlar da O’ndan (Allah’tan) razı oldular. İşte onlar, Allah’ın taraftarlarıdır. Gerçekten Allah’ın taraftarları, onlar, felâha erenler değil mi?

Advertisements