218

٢١٨

اِنَّ الَّذينَ امَنُوا وَالَّذينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فى سَبيلِ اللّهِ اُولءِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّهِ وَاللّهُ غَفُورٌ رَحيمٌ

(218) innellezine amenu vellezine haceru ve cahedu fi sebilillahi ülaike yercune rahmetellah vallahü ğafurur rahiym

Gerçekten iman edenler ile hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler işte bunlar Allah’ın rahmetini ümit edenlerdir Allah Bağışlayıcı, Merhamet edendir

(218) Those who believed and those who suffered exile and fought (and strove and struggled) in the path of Allah, they have the hope of the mercy of Allah: and Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

1. inne ellezîne : muhakak ki onlar
2. âmenû : âmenû oldular (Allah’a ulaşmayı dilediler) îmân ettiler
3. ve ellezîne : ve o kimseler, onlar
4. hâcerû : hicret ettiler
5. ve câhedû : ve cihad ettiler
6. fî sebîli allâhi : Allah’ın yolunda
7. ulâike : işte onlar
8. yercûne : ümit ederler, arzu ederler, dilerler
9. rahmete allâhi : Allah’ın rahmeti
10. vallâhu : ve Allah
11. gafûrun : gafûr olan, mağfiret eden
12. rahîmun : rahmet nurunun sahibi,

إِنَّmuhakkakالَّذِينَ آمَنُواiman edenوَالَّذِينَ هَاجَرُواhicret eden وَجَاهَدُواcihad eden فِي سَبِيلِyolundaاللَّهِAllahأُوْلَئِكَişte onlarيَرْجُونَumarlarرَحْمَةَrahmetini اللَّهِAllah’ınوَاللَّهُşüphesiz ki Allahغَفُورٌğafur’durرَحِيمٌrahim’dir


SEBEB-İ NÜZUL

Cundeb ibn Abdullah’tan rivayet ediliyor: Abdullah ibn Cahş ve arkadaşla­rının İbnu’l-Hadramî’yi öldürmeleri ile gelişen olaylar üzerine bazı müslümanlar: “Bu seferlerinden bir ecir kazan mad il arsa da bir günaha da gir­mediler.” Demişti. Bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu (Taberî, Câmiu’i-Beyân, n,207). İbn İshak ise Abdullah ibn Cahş ve arkadaşlarının, Amr ibnu’l-Hadramî’yi öldürüp ganimet almaları hususunda suçsuz olduklarına dair âyet inmesi üzerine bu sefer umuda kapılıp “Ey Allah’ın Rasûlü, bunun, bizim için bize Allah yolunda cihad edenlerin ecrinin verileceği bir gazve olmasını umabi­lir miyiz?” demişler de onların bu umutlarını tasdik etmek üzere bu âyet nazil olmuş.

Advertisements