16

١٦

يَهْدى بِهِ اللّهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلَامِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ بِاِذْنِه وَيَهْديهِمْ اِلى صِرَاطٍ مُسْتَقيمٍ

(16) yehdi bilillahü menittebea ridvanehu sübüles selami ve yuhricühüm minez zulümati ilen nuri bi iznihi ve yehdihim ila siratim müstekiym

Allah onunla hidayete eriştirir kendi rızasına uyanları selamet yoluna çıkarır zülumattan nura (çıkarır) kendi izni ile (onları) ve onları hidayete erdirecek en doğru yola (ulaştırır)

(16) Wherewith Allah guideth all who seek his good pleasure to ways of peace and safety, and leadeth them out of darkness, by his will, unto the light, guideth them to a path that is straight.

1. yehdî bihi Allâhu : Allâh onunla (Resûlü ile) hidayet eder (ulaştırır)
2. men(i) ittebea : tâbî olan kişi, kim tâbî olursa
3. rıdvâne-hu : onun rızasına
4. subule : yollar
5. es selâmi : selamet, teslim
6. ve yuhricu-hum : ve onları çıkartır
7. min ez zulumâti : zulmetten, karanlıklardan
8. ilâ en nûri bi izni-hî : kendi izni ile nur’a aydınlığa
9. ve yehdî-him : ve onları hidayet eder (ulaştırır)
10. ilâ sırâtın mustakîmin : Sırâtı Mustakîm’e, “Allâh’a (c.c.) ulaştıran yol”a

يَهْدِي iletirبِهِ onunlaاللَّهُ Allahمَنْ kimseyiاتَّبَعَ uyanرِضْوَانَهُ kendi rızasınaسُبُلَ yollarınaالسَّلَامِ selametوَيُخْرِجُهُمْ ve onları çıkarırمِنْ الظُّلُمَاتِ karanlıklardanإِلَى النُّورِnuraبِإِذْنِهِ izniyleوَيَهْدِيهِمْ ve onları iletirإِلَى صِرَاطٍ bir yolaمُسْتَقِيمٍ dosdoğru


SEBEB-İ NÜZUL

İkrime’den “Ey ehl-i kitab, size Rasûlümüz gelmiştir. Kitabdan gizlemekte olduğunuz şeylerin çoğunu size beyan eder…” âyeti hakkında rivayete göre o şöyle anlatıyor: Yahudiler, recm’i sormak üzere Hz. Peygamber (sa)’e gelmişler ve bir evde toplanmışlardı. Allah’ın Rasûlü (sa): “İçinizde en bilgiliniz kim?” diye sordu. İçlerinden İbn Sûriyâ adındaki birini işaret ettiler. “En bilgilileri sen misin?” diye sordu. Onun: “Dilediğini sor.” demesi üzerine: “Onların en bilgilisi sen misin?” diye sorusunu tekrarladı. O: “Onlar öyle sanıyorlar.” dedi. Efendimiz (sa) “Musa’ya Tevrat’ı indiren, dağı üzerlerine kaldıran ve onlardan ağır ağır sözler alan Allah adına doğru söyleyeceğine” dair söz aldıktan sonra recmin Tevrat’ta olup olmadığını sordu da İbn Sûriyâ şöyle dedi: “Bizim kadınlarımız çok güzel kadınlardı ve zina sebebiyle bizde (zina eden kadınları recmederek) öldürme çoğalmıştı. Bunun üzerine zina eden kadınlarımızı zina cezası olarak öldürmek yerine onlara yüz sopa vurmak ve saçlarını traş etmekle yetindik.” dedi. Efendimiz (o iki yahudinin) recmedilerek öldürülmesini emretti ve Allah Tealâ onlar hakkında Ey ehl-i kitab, size Rasûlümüz gelmiştir. Kitabdan gizlemekte olduğunuz şeylerin çoğunu size beyan eder…” âyetini indirdi.


AÇIKLAMA

“Ey Kitap Ehli!” diye nida edilenler, Yahudiler ve Hristiyanlardır. Kitabın teklik olarak zikredilmesi, cins isim oluşundan dolayıdır. Hz. Muhammed (s.a.) hidayeti ve hak dini yeryüzündeki bütün insanlara getirmiş bulunmaktadır. Allah onu apaçık belgelerle, hak ile batılı birbirinden ayırdedici ölçü ile gönder­miştir. Burada Hz. Peygamber iki vasıf ile anılmaktadır:

Birincisi, Hz. Peygamber onlara gizleyip sakladıkları pek çok şeyi açıkla­maktadır. İbni Abbas şöyle der: “Muhammed (s.a.)’in sıfatını gizlediler, recm hükmünü bildirdiler. Bununla birlikte Allah onların saklayıp gizledikleri daha pek çok şeyden söz etmedi. Sakladıkları diğer şeyleri de açıklamak suretiyle onları rezil etmedi.” Daha sonra Allah rasulü bu sakladıklarını onlara açıkladı. İşte bu bir mucizedir. Çünkü Resulullah (s.a.) herhangi bir kitap okumuş değil­dir, kimseden herhangi bir bilgi öğrenmemiştir. Onlara kitaplarındaki gizli saklı sırları haber vermesi bir çeşit gaybı haber vermek olup, bir mucize idi.

İkinci sıfatı ise pek çok şeyi affetmesidir. Yani bizzat sizin sakladığınız pek çok şeyi açığa çıkarmamaktadır. Bunları açığa çıkarmayışı din açısından açık­lanmalarına ihtiyaç olmayışındandır. Bu da onların rezil olmamaları için gizle­yip saklamayı terketmeye onları iten bir durumdur. Kur’an-ı Kerim’in onların sakladıklarını beyan etmesi aralarındaki bir çok haham ve bilginin İslama gir­mesine sebep teşkil etmiştir.

Birinci sıfatı gereği o, tahrif ettikleri, yanlış yorumladıkları ve hakkında Allah’a iftirada bulundukları şeyleri açıklıyor, ikinci sıfatının gereği de onların değiştirdikleri daha pek çok şey hakkında ses çıkarmıyor ve bunların açıklan­masında fayda bulunmuyordu. Hâkim, İbni Abbas (r.a.)’tan şöyle dediğini riva­yet etmektedir: “Her kim recmi inkâr edecek olursa umulmadık bir noktadan Kur’an-ı Kerim’i de inkâr etmiş olur.” Yüce Allah’ın: “Ey Kitap Ehli! Kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıkça anlatan… peygamberiniz gelmiştir.” buyruğunun sözünü ettiği ve onların gizledikleri şeylerden birisi de recmdir. Daha sonra Hâkim şunları söylemektedir: Bu hadisin senedi sahihtir. Bununla birlikte Buharî ile Müslim bunu kitaplarında nakletmemişlerdir.

Daha sonra Yüce Allah şerefli peygamberine indirmiş olduğu Kur’an-ı Ke-rim’in apaçık bir kitap olduğunu, Muhammed’in bir nur yahut İslâmm bir nur olduğunu bildirmiştir. Nur’dan kasıt Muhammed’dir. Kitap’tan kasıt da Kur’an-ı Kerim’dir. Nur’dan kastın İslâm olduğu, Kitap’tan kasdın Kur’an-ı Ke­rim olduğu da söylenmiştir. Kur’an-ı Kerim bizatihi apaçıktır. Aynı şekilde in­sanların hidayet bulmak için gerek duydukları şeyleri de açıklayıcıdır.

Sonra Yüce Allah şu anlamda buyurmaktadır: O Kitabı ile Allah, kendini razı kılan, dine tabi olan kimseleri kurtuluş, esenlik ve doğruluğun yollarına iletir. Onları izniyle, yani tevfikiyle helak edici kötülüklerden kurtarır. Küfrün karanlıklarından imanın nuruna çıkartır, en açık yollara iletir. Bu da hak din­dir. Çünkü hak, özü itibariyle birdir, yolu da dosdoğrudur ve tektir. Batılın ise bir çok şubeleri, kolları vardır; hepsi de eğri büğrüdür.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in üç faydasını ya da maksadını şöylece zikret­mektedir:

1- Allah’ı razı edecek şeylere tabi olanları Allah bedbahtlıktan, dünya ve ahirette azaptan kurtuluşa, esenliğe götüren yola iletir. Bu yol hak dindir; ada­let, ihlâs ve eşitliğin düzenidir.

2- O kendisine iman eden müminleri küfrün, şirkin, putperestliğin, veh­min ve hurafelerin karanlığından katıksız tevhidin nuruna iletir.

3- O dinden gözetilen sağlıklı hedefe ulaştıran yola, dünya ve ahiretin ha­yırlarına ulaştırır

Advertisements