95

٩٥

وَكُلُّهُمْ اتيهِ يَوْمَ الْقِيمَةِ فَرْدًا

(95) ve küllühüm atihi yevmel kiyameti ferda

onların hepsi gelecek kıyamet günü tek başlarına

(95) And everyone of them Will come to him singly on the day of Judgment.

1. ve kullu-hum : ve onların hepsi, tümü
2. âtî-hi : ona gelecek
3. yevme el kıyâmeti : kıyâmet günü
4. ferden : fert fert, tek başına, ferdî olarak


AÇIKLAMA
“Rahman, evlat edindi, dediler. Andolsun ki siz pek çirkin bir şey söylediniz. ” Kâfirler (Yahudiler, Hristiyanlar, meleklerin Allah’ın kızları olduğunu iddia eden Arap müşrikleri): Şüphesiz Allah evlât edindi, dediler. Ancak Yüce Allah onlara şöylece cevap vermektedir: Andolsun siz bu sözünüzle görülmedik bir iftirada bulunuyor, günahı oldukça büyük bir söz söylüyorsunuz. Ayet-i kerimede “pek çirkin bir şey” diye açıklanan el-idd: “Musibet, oldukça çirkin ve görülmedik iş” anlamına gelir.

“Bundan nerdeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılarak yıkılacak.” Bu sözden dolayı nerdeyse gökler paramparça olacak, yer yarılacak ve pek çok şey yerin dibine geçecek, büyük bir gürültü ile yıkılıp gidecek, dağlar da oldukça şiddetli bir şekilde yıkılıp ufalanacaktır. Bu sözden dolayı, bu sözün oldukça görülmedik ve ağır bir iftira oluşundan dolayı ve Yüce Allah’ı tazim etmek ve Onun celâlini ortaya koymak için yeryüzü altüst olacaktır. Çünkü bütün bu yaratıklar Allah’ı tevhid, onun ortağı benzeri, çocuğu ve eşi olmadığını ikrar ve kabul etmek esası üzere yaratılmışlardır. İbni Abbas ve Ka’b şöyle demiştir: Gökler, yer, dağlar ve -insan ile cinler dışında- bütün yaratıklar bu işten korktular, dehşete kapıldılar. Nerdeyse yok olup gidecekler. Melekler ise bu işe gazaplandı, cehennem alevlendi. Ağaçlar diken çıkardı. Yer ise üst üste yığıldı ve kuraklaştı. Bütün bunlar bu gibi kimseler: “Allah çocuk edindi.” dedikleri vakit oldu. Muhammed b. Ka’b da şöyle der: Allah’ın düşmanları neredeyse başımıza kıyametin kopmasına sebep olacaklardı. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bundan nerdeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılarak yıkılacak; Rahmana evlât isnat ettiler diye.”

İşte bu söylenen sözün dehşetinin büyüklüğünü ortaya koymakta ve Allah’ın gazabını, hiddetini gerektirdiğini belirtmektedir. Şayet Yüce Allah’ın hikmeti, hilmi ve kâfirin küfrüne aldırış etmemesi olmasaydı, elbette kıyamet kopar ve kâfirler toptan imha edilirdi.

“Rahmana evlât isnat ettiler diye. Halbuki Rahmana evlâd edinmek yakışmaz. ” Bütün bunların sebebi Allah’a evlât nispet etmeleridir. Halbuki evlât edinmek ona yakışmaz ve uygun düşmez. Çünkü onun celâli ve azameti buna aykırıdır ve elbette ki, bu bir eksikliktir. Yüce Allah böyle bir eksiklikten münezzehtir, çünkü bütün yaratıklar onun kuludur.

Bundan dolayı Yüce Allah böyle bir iftiranın reddini pekiştirmek üzere şöyle buyurmaktadır: “Gökler ve yerde olanların hepsi Rahman a ancak kul olarak gelir.” Meleklerden, insanlardan ve cinlerden olan yaratılmışların her birisi mutlaka kıyamet gününde Yüce Allah’ın huzuruna kulluğunu itiraf ederek, boyun eğerek, Allah’ın mülkiyetinde olduğunu ilân ederek zillet içerisinde gelecektir. O halde bu mahlûkatın birisi nasıl olur da onun evlâdı olabilir?!

“Andolsun ki hepsini kuşatıp onları teker teker saymıştır. Onların hepsi kıyamet gününde ona yalnız gelirler.” Yüce Allah onları yarattığı günden kıyamet gününe kadar sayılarını bilmiştir. Şahıs olarak onları saydığı gibi, bütün hallerini de tespit etmiştir. Onlar onun hakimiyeti, emir ve idaresi altındadır. Her şey onun yanında belli bir miktar iledir. Onların her birisi kıyamet gününde onun huzuruna herhangi bir yardımcısı olmaksızın, beraberinde bir mal bulunmaksızın gelecektir. O da yaratıkları hakkında dilediği şekilde hüküm verecek tir. Allah, insanlara hiç bir şekilde zulmetmeyen, adil olandır. Fakat asıl insanlar kendilerine zulmederler. “Teker teker saymıştır.” buyruğu da önceki buyrukları tekit etmektedir.