145

١٤٥

وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ اَنْ تَمُوتَ اِلَّا بِاِذْنِ اللّهِكِتَابًا مُؤَجَّلًاوَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الدُّنْيَا نُؤْتِه مِنْهَا وَمَنْ يُرِدْ ثَوَابَ الْاخِرَةِ نُؤْتِه مِنْهَا وَسَنَجْزِى الشَّاكِرينَ

(145) ve ma kane li nefsin en temute illa bi iznillahi kitabem müeccela ve mey yürid sevabed dünya nü’tihi minha ve mey yürid sevabel ahirati nü’tihi minha ve senecziş şakirin

hem hiçbir nefis ölmez Allah’ın izni olmadıkça o vadesi yazılmış bir yazıdır kim dünya sevabı isterse kendisine ondan veriniz Kim de ahiret sevabı isterse kendisine ondan veriniz şükredenlere mükafatını vereceğiz

(145) Nor can a soul die except by Allah’s leave, the term being fixed as by writing. If any do desire a reward in this life, we shall give it to him we shall give it to him. And swiftly shall we reward those that (serve us with) gratitude.

1. ve mâ kâne : ve olmadı
2. li nefsin : bir nefs, bir kimse için
3. en temûte : ölmek, ölmesi
4. illâ bi izni allâhi : Allah’ın izni olmadan
5. kitâben : yazılı olan, yazı
6. mueccelen : tayin edilmiş, takdir edilmiş zaman
7. ve men : ve kim
8. yurid : ister, diler, murad eder
9. sevâbe ed dunyâ : dünya sevabını
10. nu’ti-hî : ona, kendisine veririz
11. min-hâ : ondan
12. ve men : ve kim
13. yurid : ister, diler
14. sevâbe el âhirati : ahiret sevabı
15. nu’ti-hî : ona, kendisine veririz
16. min-hâ : ondan
17. ve se neczî : ve yakında karşılığını vereceğiz, mükâfatlandıracağız
18. eş şâkirîne : şükredenler

وَمَا yokturكَانَ لِنَفْسٍ
hiçbir nefis içinأَنْ تَمُوتَ ölmekإِلَّا olmadanبِإِذْنِ izniاللَّهِ Allah’ınكِتَابًا bir yazıya göreمُؤَجَّلًا belirlenmişوَمَنْ her kimيُرِدْ isterseثَوَابَ menfaatiniالدُّنْيَا dünyaنُؤْتِهِ ona veririzمِنْهَا ondanوَمَنْ her kim deيُرِدْ isterseثَوَابَ nimetiniالْآخِرَةِ ahiretنُؤْتِهِ ona da veririzمِنْهَا ondanوَسَنَجْزِي elbette ki mükafatlandıracağızالشَّاكِرِينَ şükredenleri

Advertisements