82

٨٢

فَلْيَضْحَكُوا قَليلًا وَلْيَبْكُوا كَثيرًا جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

(82) fel yadhaku kalilev vel yebku kesira cezaem bi ma kanu yeksibun

artık onlar az gülsünler ve çok ağlasınlar yapmış olduklarınızın cezası olarak

(82) Let them laugh a little: much will they weep: a recompense for the (evil) that they do.

1. fe li yadhakû : artık gülsünler
2. kalîlen : az
3. ve li yebkû : ve ağlasınlar
4. kesîren : çok
5. cezâen : ceza olarak
6. bi mâ : şeyler dolayısıyla, sebebiyle
7. kânû yeksibûne : kazanmış oldukları


AÇIKLAMA

Bu ayetler, Tebük Gazvesinde savaşa katılmaktan geri kalan münafıkları açıkça zemmetmekte ve onların âhiretteki kötü akibetlerini haber vermektedir. Tebük seferi sırasında nazil olmuşlardır.

Mânâ şöyledir: Resulullah (s.a.) Tebük Gazvesine çıkarken kendilerini bı­rakınca, evlerinde kaldıkları için, o Medine’de bırakılan münafıklar sevindiler. Onların sevinmelerinin sebebi, cihadda hayır olduğuna inanmamaları, malları ve canlarıyla Allah yolunda, Peygamber (s.a.)’le birlikte cihad etmek istememe­leridir. Oturmakla sevinmek, gitmek istememeye işaret eder. Ancak Allahü Teâlâ, pekiştirmek için, onu tekrarladı.

Kısacası onlar, geri kalma sebebiyle sevindiler, cihada gitmek istemediler.

Mesele, sadece kendilerinin sevinmesiyle kalmadı. Başkalarını da gitme­meye teşvik ettiler ve birbirlerine cihada çıkmayın, dediler. Çünkü, Tebük Gaz­vesi çok sıcak bir zamanda, meyvelerin olgunlaştığı ve gölgelerin arandığı bir zamanda olmuştu.

Allahü Teâlâ onlara: “De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır” sözüyle cevap verdi. Yani, asiler için hazırlanan ve sizin de muhalefetiniz sebebiyle gideceği­niz Cehennem ateşi, kaçtığınız sıcaktan daha sıcaktır. Bunu düşünebilseler, bundan ibret alabilseler, elbette muhalefet etmezler ve oturup kalmaz, buna sevinmezlerdi. Nitekim İmam Mâlik ve Şeyhayn’ın Ebû Hüreyre’den rivayet et­tiği hadis-i şerifte, Resulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur. “Siz insan oğullarının yaktığı ateş, cehennem ateşinin 70 parçasından bir parçadır.”

Sonra Allahü Teâlâ, onların işlerinin sonucunu haber vererek: “Onlar, az gülüp çok ağlasınlar” buyurmuştur. Yani, onlar için evla olan, az gülüp az se­vinmeleri ve çok ağlamalarıdır. Bu, emir şeklinde gelmemekle beraber, onların halinden haber vermektedir. Tehdit ve işledikleri günahlarla nifakın cezasını beklemeleri kasdolunmaktadır. Buharî ve Müslim’de Nu’mân b. Beşir’den rivayet edilen hadiste, Resulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde, cehennem ehlinden en hafif azab gören kimsenin cehennem ateşinden iki pabu­cu ve iki pabuç kayışı olur ki, bunların tesiriyle onun beyni bakır tencere gibi kaynar. O cehennemlikler içinde, kendinden şiddetli azap gören yok sanır. Hal­buki kendisi en hafif azap görendir…”

Advertisements