17

١٧

قَالُوا يَا اَبَانَا اِنَّا ذَهَبْنَا نَسْتَبِقُ وَتَرَكْنَا يُوسُفَ عِنْدَ مَتَاعِنَا فَاَكَلَهُ الذِّءْبُ وَمَا اَنْتَ بِمُؤْمِنٍ لَنَا وَلَوْ كُنَّا صَادِقينَ

(17) kalu ya ebana inna zehebna nestebiku ve terakna yusüfe inde metaina fe ekelehüz zi’b ve ma ente bi mü’minil lena ve lev künna sadikiyn

dediler ey babamız gerçekten biz gittik, yarışıyorduk yusuf’u da bıraktık eşyalarımızın yanına ne görelim onu kurt yemiş sen bize inanmazsın velev doğru söyleyenlerden olsak da

(17) They said: O our father we went racing with one another, and left Joseph with our things and the wolf devoured him but thou wilt never believe us even though we tell the truth.

1. kâlû : dediler
2. yâ ebâ-nâ : ey babamız
3. in-nâ : muhakkak ki, gerçekten biz
4. zehebnâ : biz gittik
5. nestebiku : biz yarış yapmak istiyoruz
6. ve terek-nâ : ve biz bıraktık, terkettik
7. yûsufe : Yusuf
8. inde : yanında
9. metâı-nâ : eşyamız (metalarımız)
10. fe ekele-hu : böylece, o zaman onu yedi
11. ez zi’bu : kurt
12. ve mâ ente : ve sen değilsin
13. bi mu’minin : inanan
14. lenâ : bize
15. ve lev kunnâ : ve şâyet biz olsak bile
16. sâdikîne : doğru sözlü, sadık olanlar, doğru söyleyen kimseler