91

    RevelationCuzPageSurah
    55 7138An’am(6)

٩١

وَمَا قَدَرُوا اللّهَ حَقَّ قَدْرِه اِذْ قَالُوا مَا اَنْزَلَ اللّهُ عَلى بَشَرٍ مِنْ شَىْءٍ قُلْ مَنْ اَنْزَلَ الْكِتَابَ الَّذى جَاءَ بِه مُوسى نُورًا وَهُدً�� لِلنَّاسِ تَجْعَلُونَهُ قَرَاطيسَ تُبْدُونَهَا وَتُخْفُونَ كَثيرًا وَعُلِّمْتُمْ مَالَمْ تَعْلَمُوا اَنْتُمْ وَلَا ابَاؤُكُمْ قُلِ اللّهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ فى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ

(91) ve ma kaderullahe hakka kadrihi iz kalu ma enzelellahü ala beşerim min şey’ kul men enzelel kitabel lezi cae bihi musa nurav ve hüdel lin nasi tec’alunehu karatiyse tübduneha ve tuhfune kesira ve ullimtüm ma lem ta’lemu entüm ve la abaüküm kulillahü sümme zerhüm fi havdihüm yel’abun

Allah’ın kadrini hakkı ile bilemediler o zaman dediler Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi de ki o kitabı kim indirdi Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet olmak üzere getirdiği siz onu sayfalar (halinde) koyuyorsunuz onu açıklıyorsunuz çoğunu da gizliyorsunuz size öğretilmişti sizin ve babalarınızın bilmediklerini “Allah” de sonra onları bırak daldıkları batılda oynayadursunlar

(91) Do just estimate of Allah do they make when they say: nothing doth Allah send down to man (by way of revelation): Say: who then sent down the book which Moses brought? a light and guidance to man: but ye make it into (separate) sheets for show, while ye conceal much (of its contents): therein were ye taught that which ye knew not neither ye nor your fathers. Say: Allah (sent it down): then leave them to plunge in vain discourse and trifling.

1. ve mâ kaderû allâhe : ve onlar Allah’ı takdir edemediler
2. hakka : hakkıyla
3. kadri-hî : onun kadrini
4. iz kâlû : dedikleri zaman
5. mâ enzele allâhu : Allah indirmedi
6. alâ : üzerine, …e
7. beşerin : beşer, insan
8. min şey’in : bir şey
9. kul : de
10. men : kim
11. enzele : indirdi
12. el kitâbe : kitabı
13. ellezî : ki o
14. câe- bi : ile geldi, getirdi
15. : onu
16. mûsâ : Musa (A.S)
17. nûren : bir nur
18. ve huden : ve bir hidayet
19. li en nâsi : insanlara, insanlar için
20. tec’alûne-hu : onu yapıyorsunuz
21. karâtîse : sayfalar, kâğıtlar (kırtasiye)
22. tubdûne-hâ : onu açıklıyorsunuz
23. ve tuhfûne : ve gizliyorsunuz
24. kesîran : çoğunu
25. ve ullimtum : ve size öğretildi
26. : şeyler
27. lem ta’lemû : siz bilmiyorsunuz
28. entum : siz
29. ve lâ : ve değil
30. âbâu-kum : atalarınız, babalarınız
31. kul allâhu : “Allah” de
32. summe : sonra
33. zer-hum : onları bırak
34. : içinde
35. havdı-him : onların dalması
36. yel’abûne : oynuyorlar, oyalanıyorlar

وَمَا قَدَرُوا takdir edemediler deاللَّهَ Allah’ıحَقَّ hakkıylaقَدْرِهِ O’nun kadriniإِذْ قَالُوا dedilerمَا أَنزَلَ indirmemiştirاللَّهُ Allahعَلَى بَشَرٍ beşereمِنْ شَيْءٍhiçbir şeyقُلْ de kiمَنْ kimأَنزَلَ indirdiالْكِتَابَ kitabıالَّذِي جَاءَ بِهِ getirdiğiمُوسَى Musa’nınنُورًا bir nurوَهُدًى ve hidayet olarakلِلنَّاسِ insanlar içinتَجْعَلُونَهُ ki siz onu getiripقَرَاطِيسَ parça parça kâğıtlar halineتُبْدُونَهَا kimini açıklıyorوَتُخْفُونَ gizliyorsunuzكَثِيرًا pek çoğunu daوَعُلِّمْتُمْ size öğretilmiştirمَا لَمْ تَعْلَمُوا üstelik bilmediğinizأَنْتُمْ sizinوَلَا آبَاؤُكُمْ atalarınızın da bilmediği şeylerقُلْ sen deاللَّهُ Allah’tırثُمَّ sonraذَرْهُمْ onları bırakفِي خَوْضِهِمْ daldıkları bataktaيَلْعَبُونَ oynayadursunlar


SEBEB-İ NÜZUL

Muhammed ibn Ka’b el-Kurazî’den rivayete göre de “Küfretmeleri ve Meryem’e büyük iftirada bulunmalarından”a kadar olmak üzere “Kitab ehli senin kendilerine gökten bir kitab indirmeni isterler…” (Nisa, 4/153-156) âyetleri nazil olup da Hz. Peygamber bu âyetleri yahudilere okuyarak onların geçmişteki o çirkin işlerini haber verince Allah’ın bütün indirdiklerini inkâr yoluna saptılar; “Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir; Sana da indirmemiştir, İsa’ya da indirmemiştir, Musa’ya da indirmemiştir, hattâ hiçbir insana hiçbir şey indirmemiştir.” deyiverdiler de bunun üzerine Allah Tealâ: “Allah’ın kadrini O’na yaraşır şekilde takdir etmediler. Çünkü “Allah, hiçbir beşere hiçbir şey indirmedi.” dediler…” âyet-i kerimesini indirdi.

Saîd ibn Cubeyr’den gelen bir rivayette bu âyet-i kerimenin nüzulüne se­bep olan yahudi kişiselleştiriliyor, şöyle ki: Malik ibnu’s-Sayf adındaki yahudi Hz. Peygamber (sa)’e gelip onunla tartışmıştı. Tartışmada ileri gidip inatlaşınca Allah’ın Rasûlü (sa): “Musa’ya Tevrat’ı indiren Allah aşkına söyle; Tevrat’ta: “Allah, şişman hahama buğzeder.” denildiğini görmüyor musun? Sen de şişman bir hahamsın. Yahudilerin sana yedirdikleri ile semirip şişmanlamışsın” dedi de orada bulunanlar ona güldüler. O da buna tepki olarak: “Allah’a yemin olsun ki Allah, hiçbir beşere hiçbir şey indirmemiştir.” dedi. Yanındakiler: “Yazık sana Musa’ya da mı indirmedi?!” dediler de bilkülliyye inkârla: “Vallahi Allah hiçbir beşere hiçbir şey indirmemiştir.” deyiverdi de bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.  Suyûtî, Saîd ibn Cubeyr’den gelen bu rivayetin mürsel olduğunu kaydeder. İbn Cureyc’den gelen bir rivayette bu Mâlik ibnu’s-Sayf in Kurayza oğul­ları yahudilerinin hahamlarından olduğu, Saîd ibn Cubeyr’den gelen başka bir rivayette de bunun üzerine kavminin onu başkanlıktan azlederek yerine Ka’b ibnu’l-Eşref i geçirdikleri ayrıntısına da yer verilmektedir.  Suddî’den rivayete göre ise bu sözü söyleyen ve bu âyet-i kerimenin nüzulüne sebep olan yahudi Finhâs’dır. Ancak ikisi de yahudi olmaları hasebiyle diğer rivayetlerle arasında bir ihtilâf sayılmaz.

Daha önce (Nisa, 4/153 âyetinin nüzul sebebinde) geçtiği üzere Muhammed ibn Ka’b el-Kurazî’den gelen başka bir rivayette ayrıntılarda bir takım farklar var. Şöyle ki: Allah’ın Rasûlü (sa) ellerini dizlerine bağlamış oturmaktaydı. Bir grup yahudi yanına geldiler ve: “Ey Ebu’l-Kasım, Musa’nın, Allah katından yüklenip levhaları getirdiği gibi sen de bize gökten bir kitab getirsen ya!” dediler. Bunun üzerine Allah Tealâ: (Nisa, 4/153) âyetini indirdi. O yahudilerden bir adam diz çöktü ve: “Allah sana da, Musa’ya da, İsa’ya da, hiç kimseye de hiçbir şey indirmemiştir.” deyiverdi. Ellerini dizlerinden çözen Rasûlullah (sa): “Hiç kimseye mi?!” diyordu.

Bu rivayetlerde âyet-i kerimenin, bir yahudi, bir grup yahudi veya farklı yahudiler olsa da her halü kârda ortak nokta olarak yahudiler hakkında nazil olduğu söylenirken farklı bir görüş olarak İbn Ebî Necîh’in Mücâhid’den rivayetinde “Allah beşerden hiç kimseye bir şey indirmemiştir.” diyen Kureyş müşrikleri hakkında” indiğine dair bir görüş de tefsirlerde yer almakta olup  İbn Kesîr “Ayet-i kerimenin Mekke’de inmiş olması, yahudilerin gökten beşere kitab indiğini inkâr etmemeleri, müşrik arapların ise kesin olarak insanlardan peygamber gönderilmesini uzak gördükleri” gerekçeleriyle bu görüşü diğerlerine tercih etmektedir.

Öte yandan bu âyet-i kerimenin yahudilerin veya yahudi Mâlik ibnu’s-Sayf veya Finhâs hakkında veya onların Hz. Peygamber (sa)’le tartışmaları üzerine nazil olduğuna dair rivayetlere nazaran bu âyet-i kerimenin Medine-i Münevvere’de nazil olmuş olması gerekiyor. Aslında bu, Sûrenin Mekke-i Mükerreme’de ve bir defada toptan nazil olduğu görüş ve rivayetleri ile çelişiyorsa da daha önce geçtiği üzere bunun istisnaları vardır ve surenin başında zikrettiğimiz gibi bu âyet-i kerimenin Medine-i Münevvere’de nazil olduğuna dair rivayetler de vardır. Ayrıca “Surenin tamamı Mekke’de nazil oldu.” sözünün, “Surenin büyük bir kısmı; belki o zamana kadar görülmedik şekilde çok sayıda âyeti bir defada Mekke’de nazil oldu.” anlamına kullanılmış olması da ihtimal dahilindedir.

Advertisements