80

٨٠

وَهُوَ الَّذى يُحْي وَيُميتُ وَلَهُ اخْتِلَافُ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

(80) ve hüvellezi yuhyi ve yümiytü ve lehuhtilafül leyli ven nehar e fe la ta’kilun
Ve o ki hayat veren ve öldürendir sürekli değişmesi O’na aittir gece ve gündüzün düşünmeyecek misiniz?

(80) It is He Who gives life and death, and to Him (is due) the alternation of Night and Day: will ye not then understand?

1. ve huve : ve o
2. ellezî : ki o
3. yuhyî : diriltir
4. ve yumîtu : ve öldürür
5. ve lehuhtilâfu (lehu ihtilâfu) : ve ihtilâf, karşılıklı dönüşüm ona ait
6. el leyli : gece
7. ve en nehâri : ve gündüz
8. e : mı
9. fe : hâlâ
10. lâ ta’kılûne : akıl etmiyorsunuz


AÇIKLAMA
Allah’ın Kullarına Büyük Nimetleri
Allah Tealâ kudretine, hikmetine ve ilmine delâlet eden büyük nimetlerle kullarına lütufta bulunmuştur. Bu nimetler şunlardır:

1- “Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yaratan O’dur.” Sizin için sesleri duyacak kulakları, eşyayı görmek için gözleri, olayları anlamak için ve dünya ve ahiretin menfaatlerini temin etmeye götüren gerçekleri idrak etmek için akılları yaratan Allah’tır.

“Pek az şükrediyorsunuz.” Yani içlerinden şükredenler pek azdır. Yani Al­lah’ın kendilerine verdiği nimetlere karşılık onlar Allah’a çok az şükrederler. Mana şudur: Onlar Allah’ın büyük nimetlerine karşılık O’na şükretmezler. Ni­tekim nankör kimse için “Falan ne az şükretmektedir!” denir. Bu ifade aynen şu ayetteki gibidir: “Ne kadar arzu etsen de insanların çoğu mümin değildir.” (Yusuf, 12/103).

2- “Sizi yeryüzünde yeşerten O’dur. Siz ancak O’nun huzurunda toplana­caksınız. ” Sizi yaratan ve yeryüzünü imar edip medeniyete kavuşmanız için si­zi çoğaltarak yeryüzünde yayan, sizi cinsleri, renkleri, dilleri ve sıfatları farklı olarak yeryüzünün değişik bölgelerine dağıtan Allah’tır. Sonra kıyamet günü belirli bir günde buluşmak üzere hep birlikte toplanacaksınız. Cenab-ı Hak küçük büyük hiçbir şey bırakmadan başlangıçta yarattığı gibi aynı şekilde diriltecektir. Hüküm yalnız O’nundur.

3- “Hayat veren de öldüren de O’dur.” Size hayat nimeti bahşeden O’dur. Fakat bu nimet ebedî değildir. Ancak bundan maksat sevap yurduna intikal et­mektir. Bu da can verdikten sonra öldürmek, sonra da amellere karşılık veril­mesi için tekrar diriltmek suretiyle olur.

4- “Gece ve gündüzün değişmesi O’nun emriyledir.” Gece ve gündüzün in­sanların emirlerine verilmesi ve herbirinin birbirini takip edecek şekilde, has­sas bir sistemle ve belirli bir zaman içerisinde birbirinden ayrılmadan devam etmelerinin temini sadece Allah’a aittir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmak­tadır: “Ne güneşin aya erişmesi gerekir, ne de gece gündüzü geçer. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” (Yasin, 36/40).

Bundan sonra Cenab-ı Hak bütün bunları düşünmemekten sakındırarak şöyle buyurdu:

“Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?” Bu şeyler hakkında hiç düşünmez misiniz? O’nun kudretinin, Rab oluşunun ve birliğinin mahiyetini düşünmez misiniz? Akıllarınız size her şeyi ezici güce sahip olan, her şeyin kendisine bo­yun eğdiği aziz ve alîm (her şeyi bilen) bir Allah’ın varlığını göstermiyor mu? Böylece Allah’ın var olduğunu, hayat sahibi ve kudret sahibi olduğunu gayet iyi bilirsiniz. Bu ayette ihtar ve tehdit yapıldığına delil vardır.