41

٤١

وَلَقَدْ جَاءَ الَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُ

(41) velekad cae ale fir’avnen nuzur
Yemin olsun, firavun hanedanına da uyarıcılar geldi

(41) To the People of Pharaoh, too, aforetime, came Warners (from Allah).

1. ve lekad : ve andolsun
2. câe : geldi
3. âle : ailesi
4. fir’avne : firavun
5. en nuzuru : uyarılar

وَلَقَدْandolsunجَاءَ gelmiştiآلَ ailesine deفِرْعَوْنَFiravunالنُّذُرُ uyarıp-korkutanlar


AÇIKLAMA
Firavun Kavminin Kıssası:

Bu beşinci kıssadır. Allah bu özet kıssada Firavun ve kavminin pey­gamberleri tekzip ettiklerini haber vererek şöyle buyurdu:

“Andolsun ki Firavun hanedanına da uyarıcılar gelmiştir.” Yani Allah’a yemin olsun ki Firavun ve kavmine Musa ve Harun vasıtasıyla teh­ditler, uyarılar ve müjdeler, yani inkâr ettikleri takdirde azap görecekleri ikazı; iman ederlerse cennete girecekleri müjdesi geldi. “Âl” ile “kavm” ara­sındaki fark şudur: Kavim daha umumidir. Kavim, başlarında emrinden çıkmadıkları ve işlerini düzene koyup idare edecek reisleri bulunan topluluktur. Âl ise, iyi işlerinden de kötü işlerinden de reisin sorumlu oldu­ğu veya reisin iyi işinin de kötü işinin de neticesinin kendilerine döndüğü topluluktur.

“Onlar bizim ayetlerimizin hepsini tekzip ettiler. Biz de kendilerini çok kuvvetli, kudretli bir yakalayışla yakaladık.” Yani biz Musa ve Harun’u bü­yük mucizelerle ve çeşitli delillerle destekledik. “Âsâ” ve “el” mucizeleri gi­bi dokuz mucize, bu delillerden bazıları idi. Bunların hiçbirine iman etme­diler. Allah da onları intikamında galip, kendilerini helak etmede kadir, zat-ı subhaniyesini hiçbir şeyin âciz bırakamayacağı kahir bir kuvvet yakalayışı ile çetin azapla cezalandırıverdi. Yani Allah onları yok etti, hiç kimse bırakmadı. Onları bu tekziplerinin ve Allah’ı inkârlarının karşılığı olarak cezalandırdı

Advertisements