1


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ

١

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا لَاتُقَدِّمُوا بَيْنَ يَدَىِ اللّهِ وَرَسُولِه وَاتَّقُوا اللّهَ اِنَّ اللّهَ سَميعٌ عَليمٌ

(1) ya eyyühellezine amenu la tükaddimu beyne yedeyillahi ve rasulihi vettekullah innellahe semiun alim
Ey iman edenler! geçmeyin Allah ve o’nun resulünün önüne ve Allah’tan korkun ve sakının şüphesiz Allah işiten, bilendir

(1) O ye who believe! Put not yourselves forward before Allah and His Messenger but fear Allah: for Allah is He Who hears and knows all things.

1. yâ eyyuhâ : ey
2. ellezîne : onlar, olanlar
3. âmenû : âmenû oldular, Allah’a ulaşmayı dilediler
4. lâ tukaddimû : takdim etmeyin, öne geçmeyin, ileri gitmeyin
5. beyne yedeyi : elleri arası, önü
6. allâhi : Allah
7. ve resûli-hî : ve onun resûlü
8. ve ittekû allâhe : ve Allah’a karşı takva sahibi olun
9. inne allâhe : muhakkak ki Allah
10. semîun : en iyi işiten
11. alîmun : en iyi bilen

يَاأَيُّهَا eyالَّذِينَ ءَامَنُوا iman edenlerلَا تُقَدِّمُوا öne geçmeyinبَيْنَ يَدَيِ huzurundaاللَّهِ Allah’ınوَرَسُولِهِ ve Rasulü’nünوَاتَّقُوا ve sakınınاللَّهَ Allah’tanإِنَّşüphesizاللَّهَ Allahسَمِيعٌ Semî’dirعَلِيمٌAlîm’dir


SEBEB-İ NÜZUL

Medine-i Münevvere’de ve Mücâdele Sûresinden sonra nazil olmuştur.

a) el-Hasen ibn Muhammed kanalıyla Abdullah ibnu’z-Zübeyr’den rivayete göre Allah’ın Rasûlü (sa)’ne Temîm oğulları kafilesi geldiğinde Ebu Bekir: “Onların üzerine el-Ka’kâ ibn Ma’bed’i emir tayin et.” dedi. Ömer de: “el-Akra’ ibn Habis’i emir tayin et.” dedi. Ebu Bekir: “Sen ancak bana muhalefet etmek istedin.” dedi. Ömer: “Hayır, sana muhalefet etmek istemedim.” dedi ve tartışırlarken sesleri yükseldi de bu hususta âyetin sonuna kadar olmak üzere “Ey o iman etmiş olanlar, Allah’ın ve Rasûlü’nün huzurunda öne geçmeyin…” âyet-i kerimesi nazil oldu.

Vâhidî’nin kendi isnadıyla Abdullah ibnu’z-Zubeyr’den rivayetine göre o şöyle anlatmış: Temîm oğullarından bir grup Rasûlullah (sa)’a gelmişlerdi. Bunların başına emîr olarak kimin tayin edileceği meselesinde Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer ihtilâf ettiler. Hz. Ebu Bekir, Ey Allah’ın elçisi Ka’kâ ibn Ma’bed’i emir tayin et derken Hz. Ömer de: “Hayır, bilakis el-Akra ibn Habis’i emîr tayin et dedi. Hz. Ebu Bekir: “Sen sırf bana muhalefet etmek için böyle yapıyorsun.” dedi. Hz. Ömer: “Hayır, sana muhalefet etmek istemedim.” dedi ve biraz tartıştılar, bu arada sesleri de yükselmişti. İşte bunun (seslerini yükseltmeleri) hakkında “Sen onlara çıkıncaya kadar sabretmiş olsalardı…” ya kadar olmak üzere “Ey o iman etmiş olanlar, Allah’ın ve Rasûlü’nün huzurunda öne geçmeyin…” âyet-i kerimelerini indirdi. Bu hadise Buhârî’de, bu Sûrenin ikinci âyetinin nüzul sebebi olarak zikredilmiştir ki birazdan gelecektir.

b) İbnu’l-Münzir’in el-Hasen’den rivayetine göre bazı kimseler Kurban bayramı günü Hz. Peygamber (sa)’den önce kurbanlarını kesmişler de Hz. Peygamber kurbanlarını iade etmelerini, yeniden kurban kesmelerini emretmiş ve işte bunun üzerine Allah Tealâ: “Ey o iman etmiş olanlar, Allah’ın ve Rasûlü’nün huzurunda öne geçmeyin…” âyet-i kerimesini indirmiş.

İbn Ebi’d-Dünyâ’nın Kitâbu’l-Edâhî’deki ifadeleri ise şöyledir: “Bir adam (Kurban bayramı günü bayram) namazından önce kurban kesti de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.”

c) Taberânî’nin el-Mu’cemu’l-Evsat’ta Hz. Aişe’den rivayetle zikrettiğine göre bazı kimseler oruç ayı girmeden bu ayı oruçla karşılamak için Hz. Peygamber (sa)’den önce oruca başladılar da Allah Tealâ bunun üzerine “Ey o iman etmiş olanlar, Allah’ın ve Rasûlü’nün huzurunda öne geçmeyin…” âyet-i kerimesini indirdi.

d) Mâverdî’nin Dahhâk’ten, onun da İbn Abbâs’tan rivayetinde o şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber (sa), Amir oğullarına ashabından 24 (bir rivayette 27) kişi seçerek (seriyye veya muallim olarak) göndermişti. Amir oğullarının başında Amir ibnu’t-Tufeyl vardı ve Hz. Peygamber (sa)’in bu gönderdiklerini öldürdüler. Ancak onlardan (yolda yürürlerken) geri kalan üçü öldürülmekten kurtulup Medine-i Münevvere’ye geri döndüler. Yolda Süleym oğullarından iki kişiye rastladılar ve hangi kabileden olduklarını sordular. Onlar da Süleym oğulları kabilesinden daha güçlü olduğu için Süleym oğullarından olduklarını gizleyip “Amir oğullarındanız.” dediler. Bu üç sahabi de onları Amir oğullarından zannederek öldürdüler, yanlarında bulunan eşyaları da ganimet olarak alıp Medine’ye girdiler. Hz. Peygamber onlara: “Ne kötü yaptınız, onlar Süleym oğullarındandı.” veya “Onlar bizimle aralarında antlaşma olan bir kavimdendiler.” buyurdular.

Daha sonra Süleym oğullarından bir hey’et gelip: “Biz sizinle antlaşmalı olduğumuz halde bizden iki kişi sizin tarafınızdan öldürüldü.” deyip diyetini istediler. Hz. Peygamber (sa) de onların diyeti olarak onlara yüz deve verdi ve işte o iki Süleym’linin öldürülmesi hakkında bu âyet-i kerime nazil oldu İbnu’s-Sâib ise o iki Süleym’liyi Amr ibn Ümeyye ed-Damrî’nin öldürdüğünü ve âyetin onun hakkında indiğini söylemiştir.

I. Ey o iman etmiş olanlar, seslerinizi O Peygamber’in sesinden yüksek çıkarmayın. Birbirinize bağırdığınız gibi O’na bağırmayın. Yoksa siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.

Yesera ibn Safvân kanalıyla İbn Ebî Müleyke’den rivayette o şöyle anlatıyor: (Bu ümmetin) iki en hayırlısı, Ebu Bekir ve Ömer az daha helak olayazdılar. Temîm oğulları kafilesi geldiğinde Hz. Peygamber (sa)’in huzurunda seslerini yükselttiler. Birisi (bu kafile üzerine emir olarak Mücâşi oğulları kardeşi el-Akra ibn Hâbis’i emir tayin edilmesini işaret ederken diğeri bir başkasını râvî Nâfi onun ismini ezberlemedim, diyor  işaret etti. Ebu Bekir, Ömer’e: “Sen bununla ancak bana muhalefet etmek istedin.” dedi. Ömer de: “Hayır, sana muhalefet etmek istemedim.” dedi ve bu tartışma sırasında sesleri yükseldi. İşte bunun üzerine Allah Tealâ “Ey o iman etmiş olanlar, seslerinizi yükseltmeyin…” âyet-i kerimesini indirdi