34

٣٤

وَاَعْطى قَليلًا وَاَكْدى

(34) ve a’ta kalilev ve ekda
(Ve malımızdan) az verip de cimrilikte direneni

(34) Gives a little, then hardens (his heart)?

1. ve a’tâ : ve verdi
2. kalîlen : azıcık
3. ve ekdâ : ve çoğunu elinde tutarak kıstı, cimrilik etti

وَأَعْطَىverdiقَلِيلًا azıcıkوَأَكْدَى ve sımsıkı elinde tuttu


SEBEB-İ NÜZUL

Bu âyet-i kerimelerin nüzul sebebinde başlıca beş rivayet vardır:

a) İbn Ebî Hatim’in Derrâc Ebu’s-Semih’den rivayetle tahric ettiği bir haberde o şöyle anlatıyor: Bir seriyyeye çıkılacaktı. Bir adam Rasûlullah (sa)’a geldi ve seriyyeye katılmak üzere kendisine bir binit vermesini istedi. Rasûlullah (sa): “Seni bindirecek bir binit bulamıyorum.” buyurdular. Adam üzgün bir şekilde oradan ayrıldı. Yolda, develeri önünde ıhtırılmış birisini gördü ve durumunu ona şikâyet etti. O da: “Seni develerimden birine bindireyim ve iyiliklerinle orduya kavuşasın ister misin?” dedi. Adam: “Evet isterim.” dedi ve develerden birisine bindi de Sonra “Ona karşılığı tastamam verilecektir.” e kadar olmak üzere “Gördün mü o yüz çevireni…” âyet-i kerimeleri nazil oldu.

Bu rivayetlere nazaran bu âyet-i kerimenin Medine-i Münevvere’de nazil olmuş olması gerekir. Halbuki sûre bütünüyle Mekke’de nazil olmuştur ve içinde medenî âyet veya âyetler de yoktur.

b) Mücâhid ve İbn Zeyd ise şöyle anlatırlar: Bu âyet-i kerimeler el-Velîd ibnu’l-Muğîra hakkında nazil olmuştur. Başlangıçta Hz. Peygamber (sa)’in dinine tabi olmuş ve fakat müşriklerden birisi kendisini ayıplayıp: “Büyüklerinin dinini neden terkettin? Neden onların dalâlette olduklarını kabulle onların cehennemde olduklarını iddia ettin?” demiş. O: “Allah’ın azabından korktum.” deyince o müşrik: “Bana malından bir şeyler ver. Sonra da bu dinden vazgeç. Eğer bundan dolayı Allah sana azâb edecekse senin yerine o azabı ben çekeyim.” demiş. Velîd ona malından bir şeyler verip tekrar şirke dönmüş ama bir süre sonra cimrilik edip o müşriğe vermeyi terketmiş ve işte bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirmiş.

c) Süddî ise bu âyetlerin el-As ibn Vâil es-Sehmî hakkında indiğini söyle­miştir

d) Dahhâk der ki: Nadr ibnu’l-Hâris hakkında nazil olmuştur. O, fakir muhacirlerden birine, dininden dönmesi karşılığında 5 deve vermeyi va’detmiş ve “Dininden dönmen eğer bir günah ise bu günahını da ben yüklenirim.” demişde âyet bunun üzerine nazil olmuş.

e) İbn Abbâs, Süddî, Kelbî ve el-Müseyyeb ibn Şerîk derler ki: Bu âyet-i kerimeler Hz. Osman hakkında nazil oldu. O, sadaka verir, hayırda malını harcardı. Onun Abdullah ibn Ebî Şerh adında bir süt kardeşi vardı. Bir gün ona: “Nedir bu yaptığın; böyle dağıtmaya devam edersen yakında hiç malın mülkün kalmıyacak.” demiş. Hz. Osman da: “Benim günahlarım, hatalarım var. Bu yaptıklarımla Allah’ın rızasını istiyorum ve bekliyorum, onun bu sayede benim hatalarımı, günahlarımı affedeceğini umuyorum.” demiş. Abdullah da ona: “Deveni, yüküyle beraber bana ver, ben senin günahlarının tamamını yükleneyim.” demiş. Hz. Osman da onun teklifini kabul ederek yüküyle beraber devesini ona vermiş ve başkalarını da bu yaptığına şahid tutmuş, sonra da önceden vermekte olduğu bazı sadakaları vermemeye başlamış. İşte bunun üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeleri indirince Hz. Osman, daha önceden yapmakta olduğu hayırlardan daha iyisini ve güzelini yapmaya devam etmiş.

Ancak Râzî, bunun bâtıl bir kavil olduğu ve Hz. Osman’ın durumunun ve her zaman infakta bulunmasının bu kavli yalanladığı değerlendirmesinde bulunur. Alûsî de bu rivayetin bâtıl olduğunu söyledikten sonra İbn Atiyye’nin bu rivayet hakkında “Aslı yoktur.” dediğini de nakleder

Advertisements