4

    RevelationCuzPageSurah
    49 20384Qasas(28)

٤

اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِى الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعًا يَسْتَضْعِفُ طَاءِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّحُ اَبْنَاءَهُمْ وَيَسْتَحْي نِسَاءَهُمْ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِدينَ

(4) inne fir’avne ala fil erdi ve ceale ehleha şiyeay yestad’ifü taifetem minhüm yüzebbihu ebnaehüm ve yestahyi nisaehüm innehu kane minel müfsidin
firavun o yerde kendini yüce göstermiş oranın ehlini fırkalara ayırmıştı zayıflatarak ezmek için onlardan bir taifenin oğullarını boğazlıyor onların kadınlarını da sağ bırakıyordu şüphesiz o fesatçılardandı

(4) Truly Pharaoh elated himself in the land and broke up its people into sections, depressing a small group among them: their sons he slew, but he kept alive their females: for he was indeed a maker of mischief.

1. inne : muhakkak, gerçekten
2. fir’avne : firavun
3. alâ : âli, ailesi (sülâlesi)
4. fîl ardı (fî el ardı) : yeryüzünde
5. ve ceale : ve kıldı
6. ehle-hâ : onun ehli, onun halkı
7. şiyean : grup, sınıf
8. yestad’ıfu : güçsüz, zayıf bırakıyor
9. tâifeten : taife, bölük, grup, kısım
10. min-hum : onlardan
11. yuzebbihu : boğazlatıyor
12. ebnâe-hum : onların çocukları, oğulları
13. ve : ve
14. yestahyî : sağ bırakıyor
15. nisâe-hum : onların kadınları, kızları
16. innehu : muhakkak o
17. kâne : oldu
18. min el mufsidîne : müfsidlerden, fesat çıkaranlardan