21

٢١

اَمَّنْ هذَا الَّذى يَرْزُقُكُمْ اِنْ اَمْسَكَ رِزْقَهُ بَلْ لَجُّوا فى عُتُوٍّ وَنُفُورٍ

(21) emmen hazel lezi yerzukuküm in emseke rizkahu bel leccu fi ‘utuvvin ve nufur
Yahut o, size kim rızık verir? rızkını keserse hayır! direnmektedirler bir azgınlık ve nefret içinde

(21) Or who is there that can provide you with Sustenance if He were to with hold His provision? Nay, they obstinately persist in insolent impiety and flight (from the Truth).

1. em : yoksa, veya, ya da
2. men : kişi, kimse, kim(ler)
3. hâzâ ellezî : o
4. yerzuku-kum : rızkınızı
5. in : eğer
6. emseke : tuttu, vermedi
7. rizka-hu : onun rızkı, rızkını
8. bel : bilâkis, hayır (evet)
9. leccû : ısrarla devam ettiler
10. : içinde
11. utuvvin : taşkınlık, haddi aşma
12. ve nufûrin : ve uzak durma, nefret

أَمَّنْkimmişهَذَا الَّذِي يَرْزُقُكُمْsize rızık verebilecekإِنْ eğerأَمْسَكَ O kesiverseرِزْقَهُ rızkınıبَلْ hayırلَجُّوا inatla direniyorlarفِي içindeعُتُوٍّ bir azgınlıkوَنُفُورٍ ve nefret