122

١٢٢

يَا بَنى اِسْرَاءلَ اذْكُرُوا نِعْمَتِىَ الَّتى اَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْوَاَنّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى الْعَالَمينَ

(122) Ya beni israilezküru ni’metiyelleti en’amtü aleyküm ve enni faddaltüküm alel alemin

Ey İsrail oğulları hatırlayın size verdiğim nimetleri ve sizi üstün tuttuğumu alemler üzerine

(122) O Children of Israel! call to mind the special favour which I bestowed upon you, and that I preferred you to all others (for My Message).

1. : ey
2. benî isrâîle : İsrailoğulları
3. uzkurû : zikredin, hatırlayın
4. ni’metiye : ni’metim
5. en’amtu : ben ni’metlendirdim
6. aleykum : sizi, size
7. ve en-nî : ve muhakkak ki ben, şüphesiz ben
8. faddaltu-kum : sizi üstün kıldım
9. alâ el âlemîne : âlemler üzerine

يَابَنِي إِسْرَائِيلَey israiloğullarıاذْكُرُواhatırlayınنِعْمَتِيnimetimiالَّتِي أَنْعَمْتُverdiğim nimetimi عَلَيْكُمْsizeوَأَنِّيve gerçektenفَضَّلْتُكُمْsizi üstün kıldığımı عَلَى الْعَالَمِينَalemlere


AÇIKLAMA

Şanı yüce Rabbimiz Yahudilere ihsan etmiş olduğu nimetleri tekrar hatır­latmaktadır. Onların gayretlerini yenilemek, nefislerinde imana doğru bir can­lanış sağlayıp niteliklerini kitaplarında buldukları ümmî peygambere tabi ol­malarına teşvik etmek amacı ile bu yapılmaktadır. Daha sonra Yüce Allah öğüt ve hatırlatma ile birlikte ahiret günü azabından korkutmaktadır.

Birinci ayet-i kerimede Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’in indirildiği dönemde bulunan Yahudilere öğüt vermekte, atalarına ihsan etmiş olduğu dünyevî ve dinî pek çok nimeti hatırlatmaktadır. Onlara, kendilerini düşmanlarının elin­den kurtardığını, üzerlerine menni ve selvayı indirdiğini, zillet ve baskı altında iken bu durumdan kurtarıp ülkede iktidar verdiğini, aralarından peygamberler gönderdiğini, peygamberlere itaat ettikleri ve peygamberlerin rablerinden getirdiklerini tasdik ettikleri dönemlerde çağdaşları olan alemlere üstün kıldığını hatırlatmaktadır. Ta ki sapıklıklarını terk etsinler, akıllarını başlarına alıp doğruyu bulsunlar. Onların üzerindeki en büyük nimetlerden bir tanesi de kendilerine gönderilen Tevrat’tır. Her kim nimete şükredip Tevrat’ta bulunanların tümüne iman ederse o kişi Tevrat’ta müjdesi verilen peygambere de iman et­mesi gerekir.

İkinci ayet-i kerimede ise Yüce Allah, Tevrat’ı tahrif edip Allah’ın resulü Muhammed (s.a.)’i yalanladıkları için kıyamet günü azabından onları sakındır-maktadır. O gün kimse başkasının günahından sorumlu, tutulmayacak, kimse bir başkasının günahını yüklenemiyecektir. Kimseden başkasının cehennem­den kurtarılmasına yarayacak bir fidye alınmayacağı gibi, kimse kimseye so­rumlulukları için şefaatçi de olamayacaktır.

Advertisements