56

٥٦


وَلَا تُفْسِدُوا فِىالْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا اِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَريبٌ مِنَ الْمُحْسِنينَ

(56) ve la tüfsidu fil erdi ba’de islahiha ved’uhü havfev ve tamea inne rahmetellahi karibüm minel muhsinin
fesat çıkarmayın yeryüzünü ıslah ettikten sonra o’na dua edin korku ve ümit (ile) şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır

(56) Do no mischief on the earth, after in hath been set in order, but call on him with fear and longing (in your hearts): for the mercy of Allah is (always) near to those who do good.

1. ve lâ tufsidû : ve fesat, bozgunculuk çıkarmayın
2. fî el ardı : yeryüzünde
3. ba’de : sonra
4. ıslâhı-hâ : ıslâhı, düzeni
5. ved’û-hu : ona dua edin
6. havfen : korkarak
7. ve tamaân : ve ümit ederek
8. inne : muhakkak
9. rahmete allâhi : Allah’ın rahmeti
10. karîbun : yakındır
11. min el muhsinîne : muhsinlere


وَلَا تُفْسِدُواfesat çıkarmayınفِي الْأَرْضِ yeryüzündeبَعْدَ إِصْلَاحِهَا orası ıslah edildikten sonraوَادْعُوهُ O’na dua edinخَوْفًا korkarakوَطَمَعًا ve umarakإِنَّ muhakkakرَحْمَةَ rahmetiاللَّهِ Allah’ınقَرِيبٌ yakındırمِنْ الْمُحْسِنِينَ güzel davrananlara

AÇIKLAMA

Yüce Allah kullarını dünya ve ahiretlerinin ıslahı demek olan kendisine dua etmeye çağırmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin.” Yani Rabbinize, işlerinizi çekip çeviren, işlerinizin velisi, size nimetler ihsan eden Rabbinize yalvararak yakararak zilletinizi, miskinliğinizi arzederek ve gizlice dua edin. Çünkü dua etmek ibadetin asasıdır. Ayrıca bu buyrukta duanın gizlice yapılmasının mendup olduğuna bir işaret vardır. Çünkü böyle bir dua riyadan daha uzaktır. Ayrıca Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ve içinde Rabbine yalvarıp yakararak gizlice zikret.” (A’raf, 7/205). Hz. Zekeriya’dan da övgüyle şöylece söz etmektedir: “Hani o Rabbine gizlice seslenmişti.” (Meryem, 19/3).

Buharî ile Müslim’de Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)’den şöyle dediği nakledil­mektedir: İnsanlar yüksek sesle dua etmeye koyuldular. Resulullah (s.a.) şöyle buyurdu: “Ey insanlar, kendinize acıyınız. Gerçek şu ki sizler ne sağır olana ne de gaib olana dua ediyorsunuz. Sizler en iyi işiten, pek yakın olana dua ediyor­sunuz; O sizinle birliktedir.”

Ebu’ş-Şeyh İbni Hayyân el-Ensârî de el-Sevâb’da Enes (r.a.)’den şöyle de­diğini rivayet eder: “Gizlice yapılan dua, açıkça yapılan yetmiş duaya denktir.”

Hasan-ı Basrî (Allah’ın rahmeti üzerine olsun) dedi ki: Müslümanlar du­ada alabildiğine gayret gösteriyorlar, fakat onların sesleri işitilmiyordu. Duala­rı kendileriyle Rableri arasında bir fısıltıydı. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuktadır: “Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin…”

Bazı ilim adamlarının naklettiklerine göre insanların mescitlerde, meclis­lerde ve bunun dışındaki benzeri yerlerde toplanmaları esnasında evlâ olan du­anın gizlice yapılmasıdır. Bundan müstesna olan herkesin sesini yükselteceği­ne dair varit olmuş hallerdir. Hacda telbiye ve bayramlarda tekbir getirmek gi­bi.

“Muhakkak ki O, haddi aşanları sevmez.” Yani duada ve başka hususlar­da emredilen sınırları aşmak suretiyle haddi aşanları Yüce Allah sevmez. Bu­rada haddi aşmak ise, sözü geçen şu iki hususu terk etmektir: Yalvarıp yakar­mak ve gizlice dua etmek. Yüce Allah’ın sevmemesi ise böyle bir şeye hiç bir şe­kilde sevap vermemesi, bu şekilde davranana ihsanda bulunmamasıdır. O hal­de Yüce Allah’ın, “Muhakkak ki O, haddi aşanları sevmez” buyruğunun dua es­nasında yalvarıp yakarmayı ve gizliliği terk etmeyi, oldukça ağır bir üslûpla tehdit anlamında olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ahmed ve Ebu Davud, Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a.)’tan şöyle dediğini rivayet ederler: Resulullah (s.a.)’ı şöyle buyururken dinledim: “Gerçek şu ki duada haddi aşan bir topluluk olacaktır” dedi ve sonra şu, “Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin” ayetini okudu. “Rabbim senden cenneti ve ona yaklaştıran söz veya ameli dilerim. Cehennemden, ona yakınlaştıran söz veya amelden de sana sığınırım” demen, senin için yeterlidir.”

Yüce Allah kendisine dua edilmesini, yalvarılıp yakarılmasını emrettiği gibi, yeryüzünde fesat çıkartmayı da yasaklayarak şöyle buyurmaktadır: “Islah olmuşken yeryüzünde fesat çıkartmayın…” Yani peygamberlerin ve onlara uyan ıslah edicilerin ıslahından sonra ziraat, sanayi ve ticaret gibi hayat araçlarını güçlendirmek, ahlâkı güzelleştirmek, adaleti, şûrayı, karşılıklı dayanışmayı, merhameti teşvik etmek gibi maddî ve manevî alanlarda samimi, aklı başında olanların yükselttiklerini de bozarak, yeryüzünde herhangi bir şeyi bozup ifsat etmeyin.

İfsat etmek (bozgunculuk), küfür ve bidatle dilleri bozmayı; öldürmek, or­ganları kesmekle nefisleri bozmayı; gasp, hırsızlık ve hilekârlıkla malları boz­mayı; sarhoşluk verici şeyleri ve benzerlerini kullanmakla akılları bozmayı; zi­na, Lût kavminin işi ve namuslulara iftiraya kalkışmak suretiyle de nesepleri bozmayı kapsayan kuşatıcı bir kavramdır.

Şanı Yüce Allah duanın şartı olan yalvarıp yakarmayı ve gizliliği açıkla­dıktan sonra, duaya götüren ve duayı gerektiren hususlara dikkat çekmekte, bu şekilde Rabbine dua etmeyenin fesat çıkartmaya daha bir yakın olacağına şöylece işaret buyurmaktadır: “O’na korka korka ve ümitle yalvarın.” Yani Yüce Allah’a cezalandırmasından korkarak, çokça sevap ve mükâfat vereceğine de umut bağlayarak dua edin. Çünkü şüphesiz ki dua ibadetin beyni ve özüdür. Bundan dolayı açıkça duanın faydasını belirtmiş, şart ve adabını tamamlaması halinde kabul olunacağının umulacağını şöylece ifade buyurmuştur: “Muhak­kak ki Allah’ın rahmeti ihsan edenlere çok yakındır…” Yani Yüce Allah’ın rah­meti amellerini güzel bir şekilde yapan ihsan edicilere pek yakındır. Bu rahmet onun emirlerine tabi olup yasakladıklarını terk edenler içindir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ve rahmetim, her şeyi kuşatmıştır. Ben onu takvalı hareket eden, zekâtı veren ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım.” (A’râf, 7/156).

Güzelce dua eden kimseye istediğinden daha hayırlısı veya onun benzeri verilir yahut da onun gibi bir kötülük ondan def edilir.

Advertisements