9

٩

وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْانَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا

(9) ve enna kunna nak’udu minha meka’ide lissem’i femen yestemi’il’ane yecid lehu şihaben resaden
Halbuki biz otururduk bazı makamlara (haber) dinlemek için fakat şimdi kim dinleyecek olursa kendini (gözetleyen) bir yalın ateş buluyor

(9) We used, indeed, to sit there in (hidden) stations, to (steal) a hearing but any who listens now will find a flaming fire watching him in ambush.

1. ve ennâ : ve gerçekten biz
2. kun-nâ : biz olduk
3. nak’udu : biz otururuz
4. min-hâ : ondan, orada
5. mekâıde : oturma yerleri
6. li : için
7. es sem’i : dinlemek
8. fe men : fakat kim
9. yestemiı : dinlemek ister
10. elâne : şimdi
11. yecid : bulur
12. lehu : onu
13. şihâben : bir şihap, ateş şulesi
14. rasaden : gözleyen, izleyen

وَأَنَّاoysa gerçekte bizكُنَّا نَقْعُدُotururdukمِنْهَا onunمَقَاعِدَ oturma yerlerindeلِلسَّمْعِdinlemek içinفَمَنْ يَسْتَمِعْama kim dinleyecek olsaالْآنَ şimdiيَجِدْ bulurلَهُ kendisine شِهَابًاalevli bir ateşرَصَدًا gözetleyen